İnkişâf

İnkişâf-ı manevî

Ocak, 2007 için Arşiv

Rusya Müslümanların Olacak

Yazan: zulfikar Ocak 31, 2007

ABD’li Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği uzmanı Paul Goble, ilginç bir tespitte bulunarak 25 yıl sonra ülkenin Müslümanların eline geçeceğini söyledi.

26 Ocak 2007 16:42

ABD’li Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) uzmanı Paul Goble, ilginç bir tespitte bulunarak Rusya’da 25 yıl sonra Müslüman nüfusun öne geçeceğini iddia etti.

Paul Goble, Rusya’nın bu tarihten sonra Müslüman bir devlete dönüşebileceğini ileri sürdü. Amerikanı Sesi Radyosu’nda yer alan açıklamasında Goble, Rus nüfusunun giderek azaldığını ve buna karşılık ülkedeki Müslüman nüfusunun ise istikrarlı bir şekilde artış gösterdiğini hatırlatarak, Müslümanlığı seçen Rus nüfusu göz önünde bulundurulduğunda 25 yıl sonra bu ülkede dengelerin değişeceğine işaret etti.

Goble, Rusya’nın şimdiden Avrupa’da en çok Müslüman halkın yaşadığı Hıristiyan bir ülke konumunda olduğunu ve 2030 yılına kadar Rusya’daki Müslüman nüfusunun, Rus nüfusunu katlayacağını kaydetti. SSCB uzmanı, Rusya’da her yıl 1,5 ile 2 milyon dolayında kadının çocuk aldırttığını, toplumda çok çocuklu aile anlayışının ilgi görmediğini ve bunun yanında aile yapısının giderek tehlike sinyalleri verdiğine işaret etti.

RUSLAR HER YIL 700 BiN AZALIYOR

Rusya’da yerli Müslüman sayısının dışarıdan gelenlerle birlikte 30 milyona yaklaştığı belirtiliyor. Ülkede 1991 yılında 300 olduğu belirtilen cami sayısı ise şu anda 8 bin. 140 milyonluk Rus nüfusu her yıl 700 bin azalıyor.

Kaynak: Bugün gazetesi

Yazı kategorisi: medrese | 4 Yorum »

Aziz Üstadım

Yazan: zulfikar Ocak 31, 2007

Aziz Üstadım benim,seni çok üzmüşler

Eritmişler mum gibi,imbiklerden süzmüşler

Karakollar,hapisler olmuş sana hep durak

Sensiz gönlüm hüzünlü,sensiz ömrüm hep çorak.

İman ilmini verdin,Kur’an’dan ders alarak.

Enbüyük hizmet ettin,bu vatan da kalarak.

Katı kalpler kasveti bırakıp nura gelsin.

Cemiyet aydınlansın aydınlık nura gelsin.

Sensin seni gönüller artık kıymetin bilsin.

Neşroldukca nurların naşirlerin sevinsin.

Affet bizi Üstadım seni çok seviyoruz.

Artık kadri kıymetin bizlerde biliyoruz.

Yazı kategorisi: İslâm Önderleri | » yorum bırak;

ESAD ERBİLİ(1847-1931)

Yazan: zulfikar Ocak 22, 2007

Esad Efendi

TAKDİM

Bir devirdi…Milli ruhun künde üstüne künde yediği bir devirdi. “Ahirzaman mevsim-i elimanesi” nin en sert kışları yaşanıyordu. O günleri yaşamayan bizler elimizdeki nimetleri hovardaca harcayabiliyoruz maalesef. Bir büyüğümüzün dediği gibi, “Siz kış bilmediniz, kar kış görmediniz. Fırtına nedir onu yaşamadınız. Evinize girdiğiniz zaman hiçbir zaman dışarıya çıkma endişesini omzunuzda taşımadınız. Dışarda endişesiz dolaşırken evinize gireceğiniz zaman yine endişe içinde değildiniz. Hep bahar yamaçlarında dolaştınız. Bu bakımdan da kışın şiddetini, hiddetini, öfkesini çok iyi bilemeyebilirsiniz. Beni mazur görün; “bilemeye bilirsiniz” derken size cehalet ittihaz etmiş bulunuyorum. Ama bunu anlamayabilirsiniz”

İşte böyle bir boranın ortalığı kavurduğu bir gün şehid olmuştu Erbilli Esad Efendi…Gönüllerimizde bir yad-ı cemil bırakarak…Ruhu şad olsun…
Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: İslâm Önderleri | 11 Yorum »

Bir Eski İstanbul/Osmanlı zamanının İstanbul’u(100 senelik fotoğraflar)

Yazan: zulfikar Ocak 20, 2007

Eski İstanbul

“bu şehri stanbul ki bir mislü bahadır
bir sengine yek pare acem mülkü fedadır”

Yüz senelik İstanbul-i mübareke fotoğrafları.
Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Yakın Tarih | 14 Yorum »

Menemen olayı meğer ki neymiş?

Yazan: zulfikar Ocak 18, 2007

kubilay
Henüz tarih bile olmayan meşhur Menemen Olayı, (23 Aralık 1930) resmi söyleme göre, “İstanbul/ Erenköy’de Şevki Paşa Köşkü’nde oturan 84 yaşındaki Nakşibendî şeyhi Erbilli Şeyh Esat Efendi ile oğlu Mehmed Ali Efendi tarafından planlanıp, Manisa Askerî Hastanesi imamlığından emekli Laz İbrahim Hoca tarafından teşvik ve tahrik edilen ve Derviş Mehmed’le adamları tarafından icra edilen menfur bir irtica hareketidir.” (Ord. Prof. İsmail Hakkı Uzunçarşılı; Büyük Osm. Tarihi, 5. cilt)

Şeyh Esat ve tarikatının amacı, Cumhuriyet Hükûmeti’ni yıkmak, Atatürk ilke ve inkılâplarına aykırı olarak saltanat ve şeriatı getirmek, tekke ve zaviyeleri açmak, şapkayı yasaklayıp yeniden fesin kullanılmasını sağlamaktı.

Menemen olayında önemli etkinliği olan Laz İbrahim Hoca, olaydan önce Şeyh Esat Efendi tarafından Manisa’ya sözde “Baş Halife” olarak atanmıştı. Anılan şahıs, Manisa ve civarındaki ilçe ve köylerde Nakşibendi Tarikatı’nı yaymaya çalışmış; ayrıca, Cumhuriyet ve inkılâplar aleyhine konuşmalar yapmıştı…

Dolayısıyla irticaî hareketlerin oluşmasına ön ayak olmuştu. Laz İbrahim Hoca tarikatın bir toplantısında da Kubilay’ı şehit eden Giritli Derviş Mehmed’in Mehdîliğini ilân etmişti.
Yazının devamını oku »

Yazı kategorisi: Yakın Tarih | 2 Yorum »

Avrupa Birliği 2050

Yazan: zulfikar Ocak 13, 2007

AVRUPA BiRLiGi
*Yil 2050*. AB Komisyonu Baskani odasinda
otururken, yardimcisi içeriye heyecanla girer:

-Efendim, Türkiye tüm
isteklerimizi yerine getirdi. Onlari AB`ye
alacak miyiz?

AB Baskani:
-Yok canim, henüz olmaz. Git, duyur, Tüm Türkiye ingilizce konusacak,
Türkçe`yi yasakliyorum.
-Efendim onu 5 sene önce yaptilar. Hatirlamiyor musunuz?

-O zaman söyle Kıbrısı versinler..

-Efendim onu da 40 sene önce verdiler zaten.

-O zaman söyle güneydoguya özerklik versinler.

-Aman efendim, Türkiyede güneydogu mu kaldi, 2020`de bagimsiz devlet oldu

ya orası zaten.

-O zaman söyle (sözde) ermeni soykirimini tanisinlar.

-Efendim, sadece ermeni degil, Pontus, Yunan, Bulgar, Rus, Ukrayna,
Moldova soykirimini bile tanidilar, hatta Çanakkale savaşından dolayi ingiliz,
Avustralya, Yeni Zelanda soykirimini bile tanidilar ya.. nasil unuttunuz.

-Hmm. O zaman söyle, kokoreç yasaklansin.

-Aman efendim, onu yemeyi 2007`te biraktilar.

-isa askina, ya ne bileyim? Kinayi yasaklayin, yakamasinlar.

-Ooooo. Beyefendi.Onu da çoktan biraktilar.

AB Baskani düsünüp tasinir ve;

-EEEE DAGITIN O ZAMAN AVRUPA
BiRLiGi`Ni

Yazı kategorisi: medrese | 4 Yorum »

HABERTURK’ÜN KIVIRMA ANI…

Yazan: zulfikar Ocak 11, 2007

Habertürk sunucusu, AA’nın Anıtkabir-Kocatepe camii fotoğrafı için bir daha çekilirse özür dileyeceğini söyledi. Ancak beklenen özür kıvırmaya dönüştü. İşte o ‘zor’ an:

Habertürk’ün “Anıtkabir ve Kocatepe Camii, aynı kadrojda olmaz, AA’nın taviminde kullandığı fotoğraf siyasi montaj” şeklindeki haberine ajans görüntülü ve fotoğraflı cevap verince Habertürk zor duruma düştü.

AA Genel Müdürü Hilmi Bengi’ye canlı yayında konuyu soran ve kanalın sunucusu Murat Ongun, “Bu görüntü bir daha çekilsin sizden özür dileyeceğim” demişti. Ancak dün ne Habertürk yetkililerinden ne de Murat Ongun’dan özür gelmedi. Kanalm, özür yerine buram buram terleyemeyle birlikte ‘kıvırma’ geldi.

Habertürk’ü açıp seyreden Hilmi Bengi’nin ise Murat Ongun’un “özür dilemesini” beklediği ancak, kıvırma uzayınca zap yaptığı öğrenildi.

İşte görüntüler:

Yazı kategorisi: Videolar | 2 Yorum »

Kadının Fıtratı Tesettürü Gerektiriyor

Yazan: zulfikar Ocak 8, 2007

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

يَا اَيُّهَا النَّبِىُّ قُلْ ِلاَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاءِ الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِنْ جَلاَبِيبِهِنَّ


“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle, evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar. (ilâ âhir)” (Ahzâb Sûresi, 33:59) âyeti, tesettürü emrediyor. Medeniyet-i sefihe ise, Kur’ân’ın bu hükmüne karşı muhalif gidiyor. Tesettürü fıtrî görmüyor, bir esarettir diyor.HAŞİYE

Elcevap: Kur’ân-ı Hakîmin bu hükmü tam fıtrî olduğuna ve muhalifi gayr-ı fıtrî olduğuna delâlet eden çok hikmetlerinden yalnız dört hikmetini beyan ederiz.

Birinci Hikmet

Tesettür, kadınlar için fıtrîdir ve fıtratları iktizâ ediyor. Çünkü kadınlar hilkaten zayıf ve nazik olduklarından, kendilerini ve hayatından ziyade sevdiği yavrularını himaye edecek bir erkeğin himaye ve yardımına muhtaç bulunduğundan, kendini sevdirmek ve nefret ettirmemek ve istiskale mâruz kalmamak için fıtrî bir meyli var.

Hem kadınların on adetten altı yedisi, ya ihtiyardır, ya çirkindir ki, ihtiyarlığını ve çirkinliğini herkese göstermek istemezler. Ya kıskançtır, kendinden daha güzellere nisbeten çirkin düşmemek veya tecavüzden ve ittihamdan korkar, taarruza mâruz kalmamak ve kocası nazarında hıyanetle müttehem olmamak için, fıtraten tesettür isterler. Hattâ dikkat edilse, en ziyade kendini saklayan, ihtiyarlardır. Ve on adetten ancak iki üç tanesi bulunabilir ki, hem genç olsun, hem güzel olsun, hem kendini göstermekten sıkılmasın.
……………………….. ….
Haşiye: Mahkemeye karşı ve mahkemeyi susturan Lâyiha-i Temyiz’in müdafaatından bir parça:

“Ben de Adliyenin mahkemesine derim ki: Bin üçyüz elli senede ve her asırda üç yüz elli milyon insanların hayat-ı içtimâiyesinde en kudsî ve hakikatlı bir düstûr-u İlâhîyi, üç yüz elli bin tefsirin tasdiklerine ve ittifaklarına istinaden ve bin üçyüz elli sene zarfından geçmiş ecdadımızın itikadlarına iktidâen tefsir eden bir adamı mahkûm eden haksız bir kararı, elbette rûy-i zeminde adalet varsa, o kararı red ve bu hükmü nakzedecektir.”

Lem’alar, 24. Lem’a, s. 255

Yazı kategorisi: Tesettür | » yorum bırak;

Hz. Ali (r.a.) ve Gavs-ı Azam, niçin Risale-i Nur’a çok büyük bir kıymet ve ehemmiyet vermektedirler?

Yazan: zulfikar Ocak 7, 2007

Sekizinci Remiz

Bu remzin beyanından evvel en mühim, iki suale cevap yazılacak.

Birinci sual: Bütün kıymettar kitaplar içinde Risale-i Nur, Kur’ân’ın işaretine ve iltifatına ve Hazret-i İmam-ı Ali’nin (r.a.) takdir ve tahsinine ve Gavs-ı Azamın teveccüh ve tebşirine veçh-i ihtisası nedir? O iki zâtın kerametle Risale-i Nur’a bu kadar kıymet ve ehemmiyet vermenin hikmeti nedir?
(Bütün kıymetli kitaplar içinde Hz. Ali’nin ve Abdülkadi Geylani Hazretleri’nin özellikle Risale-i Nur’a kerametle işaret ve teveccüh göstermesi hangi hikmete yöneliktir?)

Elcevap: Malûmdur ki, bazı vakit olur, bir dakika, bir saat; ve belki bir gün, belki seneler kadar; ve bir saat, bir sene, belki bir ömür kadar netice verir ve ehemmiyetli olur. Meselâ, bir dakikada şehid olan bir adam, bir velâyet (velilik makamı) kazanır. Ve soğuğun şiddetinden incimad etmek (donmak) zamanında ve düşmanın dehşet-i hücumunda bir saat nöbet, bir sene ibadet hükmüne geçebilir.

İşte, aynen öyle de, Risale-i Nur’a verilen ehemmiyet dahi, zamanın ehemmiyetinden(öneminden), hem bu asrın şeriat-ı Muhammediyeye (a.s.m.) ve şeâir-i Ahmediyeye (a.s.m.) ettiği tahribatın(tahriplerin) dehşetinden, hem bu âhirzamanın fitnesinden eski zamandan beri bütün ümmet istiâze(sığınma) etmesi cihetinden, hem o fitnelerin savletinden(saldırılarından) mü’minlerin imanlarını kurtarması noktasından, Risale-i Nur öyle bir ehemmiyet kesb etmiş ki(önem elde etmiştir ki); Kur’ân ona kuvvetli işaretle iltifat etmiş. Ve Hazret-i İmam-ı Ali (r.a.) üç kerametle ona beşaret vermiş(müjdelemiş). Ve Gavs-ı Azam (r.a.) kerametkârâne(kerametli bir şekilde) ondan haber verip tercümanını teşci etmiş(cesaretlendirmiş).

Evet, bu asrın dehşetine karşı taklidî(taklitten ibaret) olan itikadın(inancın) istinad (yaslandığı) kaleleri sarsılmış ve uzaklaşmış ve perdelenmiş olduğundan, her mü’min, tek başıyla dalâletin (yoldan çıkmışlığın) cemaatle hücumuna mukavemet ettirecek(direnecek) gayet kuvvetli bir iman-ı tahkikî (taklit olmayan hakiki iman) lâzımdır ki dayanabilsin. Risale-i Nur, bu vazifeyi en dehşetli bir zamanda ve en lüzumlu ve nazik bir vakitte, herkesin anlayacağı bir tarzda, hakaik-i Kur’âniye ve imaniyenin (iman ve Kur’an hakikatlerinin) en derin ve en gizlilerini gayet kuvvetli bürhanlarla (delillerle) ispat ederek, o iman-ı tahkikîyi taşıyan hâlis ve sadık şakirtleri dahi, bulundukları kasaba, karye (köy) ve şehirlerde, hizmet-i imaniye (iman hizmeti) itibarıyla âdetâ birer gizli kutup (gavs) gibi, mü’minlerin mânevî birer nokta-i istinadı (dayanak noktası) olarak, bilinmedikleri ve görünmedikleri ve görüşülmedikleri halde, kuvve-i mâneviye-i itikadları cesur birer zâbit gibi, kuvve-i mâneviyeyi ehl-i imanın kalblerine verip mü’minlere mânen mukavemet (direnme gücü) ve cesaret veriyorlar.

Şualar, Sayfa 645

Yazı kategorisi: Nurlardan Damlalar | 20 Yorum »

Ekmeksiz Yaşarım Hürriyetsiz Yaşamam

Yazan: zulfikar Ocak 7, 2007

Üstad’ın hürriyetperverliğini anlatan Yeni Asya’nın sunduğu güzel bir çalışma. Ekmeksiz yaşarım hürriyetsiz yaşamam!

Yazı kategorisi: Videolar | 1 Yorum »