İnkişâf

İnkişâf-ı manevî

07 Jan 2007 için Arşiv

Hz. Ali (r.a.) ve Gavs-ı Azam, niçin Risale-i Nur’a çok büyük bir kıymet ve ehemmiyet vermektedirler?

Yazan: zulfikar Ocak 7, 2007

Sekizinci Remiz

Bu remzin beyanından evvel en mühim, iki suale cevap yazılacak.

Birinci sual: Bütün kıymettar kitaplar içinde Risale-i Nur, Kur’ân’ın işaretine ve iltifatına ve Hazret-i İmam-ı Ali’nin (r.a.) takdir ve tahsinine ve Gavs-ı Azamın teveccüh ve tebşirine veçh-i ihtisası nedir? O iki zâtın kerametle Risale-i Nur’a bu kadar kıymet ve ehemmiyet vermenin hikmeti nedir?
(Bütün kıymetli kitaplar içinde Hz. Ali’nin ve Abdülkadi Geylani Hazretleri’nin özellikle Risale-i Nur’a kerametle işaret ve teveccüh göstermesi hangi hikmete yöneliktir?)

Elcevap: Malûmdur ki, bazı vakit olur, bir dakika, bir saat; ve belki bir gün, belki seneler kadar; ve bir saat, bir sene, belki bir ömür kadar netice verir ve ehemmiyetli olur. Meselâ, bir dakikada şehid olan bir adam, bir velâyet (velilik makamı) kazanır. Ve soğuğun şiddetinden incimad etmek (donmak) zamanında ve düşmanın dehşet-i hücumunda bir saat nöbet, bir sene ibadet hükmüne geçebilir.

İşte, aynen öyle de, Risale-i Nur’a verilen ehemmiyet dahi, zamanın ehemmiyetinden(öneminden), hem bu asrın şeriat-ı Muhammediyeye (a.s.m.) ve şeâir-i Ahmediyeye (a.s.m.) ettiği tahribatın(tahriplerin) dehşetinden, hem bu âhirzamanın fitnesinden eski zamandan beri bütün ümmet istiâze(sığınma) etmesi cihetinden, hem o fitnelerin savletinden(saldırılarından) mü’minlerin imanlarını kurtarması noktasından, Risale-i Nur öyle bir ehemmiyet kesb etmiş ki(önem elde etmiştir ki); Kur’ân ona kuvvetli işaretle iltifat etmiş. Ve Hazret-i İmam-ı Ali (r.a.) üç kerametle ona beşaret vermiş(müjdelemiş). Ve Gavs-ı Azam (r.a.) kerametkârâne(kerametli bir şekilde) ondan haber verip tercümanını teşci etmiş(cesaretlendirmiş).

Evet, bu asrın dehşetine karşı taklidî(taklitten ibaret) olan itikadın(inancın) istinad (yaslandığı) kaleleri sarsılmış ve uzaklaşmış ve perdelenmiş olduğundan, her mü’min, tek başıyla dalâletin (yoldan çıkmışlığın) cemaatle hücumuna mukavemet ettirecek(direnecek) gayet kuvvetli bir iman-ı tahkikî (taklit olmayan hakiki iman) lâzımdır ki dayanabilsin. Risale-i Nur, bu vazifeyi en dehşetli bir zamanda ve en lüzumlu ve nazik bir vakitte, herkesin anlayacağı bir tarzda, hakaik-i Kur’âniye ve imaniyenin (iman ve Kur’an hakikatlerinin) en derin ve en gizlilerini gayet kuvvetli bürhanlarla (delillerle) ispat ederek, o iman-ı tahkikîyi taşıyan hâlis ve sadık şakirtleri dahi, bulundukları kasaba, karye (köy) ve şehirlerde, hizmet-i imaniye (iman hizmeti) itibarıyla âdetâ birer gizli kutup (gavs) gibi, mü’minlerin mânevî birer nokta-i istinadı (dayanak noktası) olarak, bilinmedikleri ve görünmedikleri ve görüşülmedikleri halde, kuvve-i mâneviye-i itikadları cesur birer zâbit gibi, kuvve-i mâneviyeyi ehl-i imanın kalblerine verip mü’minlere mânen mukavemet (direnme gücü) ve cesaret veriyorlar.

Şualar, Sayfa 645

Yazı kategorisi: Nurlardan Damlalar | 20 Yorum »

Ekmeksiz Yaşarım Hürriyetsiz Yaşamam

Yazan: zulfikar Ocak 7, 2007

Üstad’ın hürriyetperverliğini anlatan Yeni Asya’nın sunduğu güzel bir çalışma. Ekmeksiz yaşarım hürriyetsiz yaşamam!

Yazı kategorisi: Videolar | 1 Yorum »

Başörtüsünün hükmü nedir? Başı açık gezmek insanı nasıl bir tehlikeye götürür?

Yazan: zulfikar Ocak 7, 2007

Bu hususta Kur’an-ı Kerimde iki ayet mevcuttur. Bu ayetlerde Cenab-ı Hak gayet açık bir şekilde mealen şöyle buyurmaktadır:
“Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin hanımlarına söyle, evlerinden çıktıklarında dış örtülerini üzerlerine alsınlar.”(1)

“Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, namuslarını da korusunlar, zinetlerini açmasınlar, bunlardan görünen kısmı müstesnadır. Başörtülerini de yakalarının üzerini kapatacak şekilde iyice örtsünler.”(2)

Ayetlerde mü’min kadınların nasıl örtünecekleri, hangi yerlerini açabilecekleri açıkça belirtilmiyor. Fakat şu mealdeki hadis-i şerif ayetleri tefsir ediyor. Peygamberimiz (a.s.m.) baldızı Hz. Esma’ya hitaben, “Ey Esma! Bir kadın adet görmeye başlayınca el ve yüzünden başka yerini yabancılara göstermesi caiz değildir.”(3)

Demek ki, büluğ çağına gelmiş olan Müslüman bir hanımın başını kapatması hem Allah’ın hem de Peygamberin emridir. Yani yüz kısmı açık kalacak şekilde başın kalan kısmını, boyun ve göğüsleri örtmek farz-ı ayndır. Açmak ise bir farzın terki sayıldığından haramdır. Allah ve Resulünün emrini dinlemediği için günahkar olmakta büyük bir mes’uliyet altına girer. Günahkar olan kimse, bu günahından kurtulmak için tevbe istiğfar eder, Allah’tan affını diler.
“Ve bir günah işledikleri veya nefislerine zulmettikleri zaman, Allah’ı anarak günahlarının bağışlanmasını isteyenler, hem de yaptıkları günahta bile bile ısrar etmemiş olanlar. İşte onların mükafatı, Rablerinden bir mağfiret ve ağaçları altında ırmaklar akan Cennetlerdir. Orada ebedi olarak kalacaklardır. Güzel amel yapanların mükafatı ne güzeldir.”(4)

Demek ki, bir tevbenin kabul olması, bir günahın affa liyakat kazanması için hiçbir mazeret yokken o günahta ısrar edilmemesi şartı aranmaktadır.

Bu husustaki bir hadisin meali şöyle:
“Mü’min bir günah işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta belirir. Eğer o günahtan el çeker, Allah’tan günahının affını dilerse, kalbi o siyah noktadan temizlenir. Eğer günaha devam ederse, o siyahlık artar. İşte Kur’anda geçen ‘günahın kalbi kaplaması’ bu manadadır.”(5)

“Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol vardır” sözü mühim bir gerçeği dile getiriyor. Şöyle ki, bir günahı işlemeye devam eden insan zamanla o günaha alışır, terk edemez bir hale gelir. Bu alışkanlık onu gün geçtikçe daha büyük manevi tehlikelere sürükler. Günahın uhrevi bir cezasının olmayacağına inanmaya, hatta Cehennemin bile olmaması gerektiğine kadar gider. (6)

Böyle bir tehlikeye maruz kalmamak ve şeytanın telkinlerine kanmamak için bir an önce tövbeyi icap ettirecek günahı terk ederek insanın kendine çeki düzen vermesi gerekir.

1) Ahzah Suresi, 59,
2) Nur Suresi, 31,
3) Ebu Davut, Libas 33,
4) Al-i İmran Suresi, 135-136,
5) İbn-i Mace Zühd 29,
6) Lem’alar s7, Mesnev-i Nuriye s115.

Yazı kategorisi: Fıkıh Köşemiz | » yorum bırak;

Saddam’ın idam görüntüleri

Yazan: zulfikar Ocak 7, 2007

saddam’ın boynundan ilmeğin geçtiği

http://ivideo.wordpress.com/2006/12/31/saddamin-idami/

Saddam’ın idamı cep telefonu görüntüleri – Sansürsüz

Uyarı: Lütfen çocuklara izletmeyiniz.

Yazı kategorisi: Videolar | 38 Yorum »