İnkişâf

İnkişâf-ı manevî

İBN-İ TEYMİYYE (Üstad Necip Fazıl Kısakürek’den…..)

Yazan: zulfikar Mayıs 27, 2007

Üstad Necip Fazıl Kısakürek’den…..

İBN-İ TEYMİYYE

Şimdi bütün bu yolu kaybedişlerin, çamura saplanışların, her şeyi beş hasseden ibaret kuru akıl çerçevesine döküşlerin; ona da nasıl inandıkları ayrı bir mesele teşkil etmek üzere “Nas-Kur’ân hükmü” dışında hiç bir şey kabul etmeyişlerin ve Kur’ân’ı kuru akla göründüğü gibi ele alışların baş temsilcisi İbn-i Teymiyye’ye sıra geliyor.

Sekizinci Hicrî Asrın bu kuru kafası, kendisinden birkaç asır ilerideki Vehhabîliğe, ondan 1 asır sonra da Mısırlı Muhammed Abduh ve Efganlı Cemaleddin’e (Cemaleddin-i Efganî) uzaktan ve yakından ana zemini kurmuş ve İslâmı yıkılmak üzüre bir bina farzedip onu dışından payandalamak isteyen daha sonraki (reform)culara doğrudan doğruya veya dolayısiyle dayanak olmuştur.

Bir âlim, evet… Fakat… Kuru, hedefini şaşkın, sır âleminin vecde düşürücü müşahedesini kaybetmiş ve derinliğine hikmet ufuklarını karanlığa boğmuş bir ilim, hiçbir şey bilmemekten daha kötüdür. îbn-i Teymiyye bu ikinci sınıfın baş örneğidir; ve mesleği, kısaca, şeriati dış çehresiyle ele almak, onu uzunluğuna ve genişliğine ele alırken derinliğinden mahrum ederek hacimden uzaklaştırmak ve satıh haline getirmek ve bu yolda İslama bir nevi maddecilik ve kuru akılcılık getirmeye kalkışmış olmaktır. Yâni İbn-i Teymiyye, şeriati doğrulayıcı akla, onun gördüğünden-ötesini kabul etmemekle, farkında olmaksızın bir nevi selâhiyet ve hâkimiyet tanımış oluyor ki, akla böyle bir selâhiyet ve hakimiyet tanımak, hem aklı, hem imanı anlamamak ve dalâletin en dipsizine düşmek oluyor. Eğer insan “ben Kur’an-ı aklımla tefsir ederim” dese de tefsiri Beyzavî Tefsirinin aynı olsa yine küfürdedir. Aynı akılla Allah’ı inkâr edenler, ters tarafından İbn-i Teymiyye ile aynı daire içinde mahpusturlar. Bu bahis gayet girift ve uzundur ve İbn-i Teymiyye mektebinin bazı ihtilâtları, hattâ son zamanlarda yurdumuzda talebe kaydetmeye kadar giden sirayetleri ve kolayca yerleşme avantajı bakımından ne kadar üzerinde durulsa yeridir. Akla bahşedilen öyle bir kolaylık ve ucuzluk ki, yarım akıllara İlâhî esrara karşı bir nevi horozlanma sevdasını veriyor, İlâhî esrarı çözülmüş şifre kâğıtları halinde sepete attırdığının farkında olmuyor; ve işte bu haliyle günümüzde İslâm Enstitülerine kadar sızmış ve bazı gruplar arasında modalaşmış bulunuyor.

Tasavvufu inkâr etmek, Resuller Resulünün ruhâniyet ve bâtınını tanımamaya varır ki, hem de sözde şeriatten yana görünmenin maskesi altında topyekûn ve en hain şekilde küfre ulaşır. Bu gibilerin (diyalektik) tekerlemeleri ise, (Sokrates)in buluşiyle, flüt çalana inanıp da flüte inanmamak derecesinde hayalî bir abes ve hamakat teşkil eder. Anlaşılmaza inanıyor da onun tecellilerindeki sırrîlik ve gizliliğe inanmıyor!

Koca İmam-ı Gazalî… Aklı akılla tükettikten sonra şöyle der:

“- Aklın hudut noktasına vardım ve gördüm ki, onunla erişmek boş hayâl… Peygamberin ruh feyzine yapışmaktan ibaret her şey… Öyle yaptım ve kurtuldum. Peygamberlik tavrı aklın ötesidir.”

Bunlarsa aklı tüketip ötesine geçenler değil, en iptidaî aklın tükettikleri…

“- İbn-i Teymiyeye, dini içinden zedeleyen kâfir…”

Bu sözü, ben söylemiyorum; “Altun Silsile”nin 33′üncü halkası, 14′üncü Hicrî ve 20′nci Milâdî Asrın « irşad kutbu » söylüyor.

Kocakarıların hayâl aynasındaki mevhum çizgilerle, Allah’ın esrar perdesindeki sonsuzluk nakışları ve tasavvufun sahtesiyle gerçeği arasında ayırd edici meleke, işte İbn-i Teymiyyede mevcut olmayan selim akıl ve mümîn kalbleri ışıldatıcı ilâhî nurdur. Nur yoksunu, o…

Kaynak: Türkiye’nin Manzarası

***

Doğru yolun sapık Kolları Eserinden

Aşağıdaki bölüm Üstadın “Doğru Yolun Sapık Kolları” adlı eserinin ikinci faslından, ortaçağ/yeniçağdaki sapık kolların işlendiği bölümden, alınmıştır.

“…”

İkinci devre, temas ettiğimiz gibi, hezeyan aklından sonra akıl hezeyanı çığrıdır ve İbn-i Teymiyye isimli kişiden başlar.

«Hezeyan aklı» tabirinde ağırlık hezeyanda, «akıl hezeyanı»nda ise akılda… Birinde asıl, akıl taslayan hezeyan, öbüründe de hezeyana varan akıl… A-B çizgisi veya B-A hattı… Aynı şey… Fakat küçük bir (nüans-incelik)farkiyle ikincisi çok mühim ve nazik… Zira bu devrenin kapı açanı, günümüze kadar gelen ve günümüzde yeniden uyandırılmak istenen, İslam’a materyalist bakışın son derece tahripçi ve ilerideki ihtilatlariyle gayet tehditçi ilk örneğidir.

Hicri 5. ve 6. Asırlarda Hasan Sabbah’a kadar gelen ve sonra bir müddet durdurulan hezeyan aklı,7. Asrın sonunda ve 8. Asrın başında İbn-i Teymiyye eliyle ve dış idrak perdesinde mantıki hissini verici bir şeytaniyet dehasiyle, arada devletini kurmuş ve günümüzün iman iddiasındaki sefil idraklerine kadar nüfuz etmiş olarak sürüp geldi.

Ne gariptir ki, bazı muteber İslam ansiklopedilerinde, kıymet hükmü eserlerinde ve çağımızın birtakım karabaş beyaz sarıklılarında ve fetva hokkabazlarında İbn-i Teymiyye, akıl ermez bir itibar merkezi ve ihtiram hedefidir. 7.Asırdan beridir de, büyük bir velinin «dini içinden yıkan kafir» diye andığı bu itikat akrebini ateşle halkalayıcı bir davranış yapılamamış daha doğrusu, onun ilerideki ihtilatlarına karşı bir panzehir tertiplenememiş, bu mevzu küçümsenmiştir.

Büyük bir alim olduğu, hele Hadis ilminde parmakla sayılacak İnsanlar içinde bulunduğu bir hakikattir. Fakat İmam-ı Gazali gibi bir hikmet dehasına saldıran ve onu hadis ilminde cahillikle suçlayan bu adam «kitap yüklü merkep» ölçüsünü yüzde yüz canlandırıcı haliyle cehaletin ta kendisidir.

«Makul ve menkul (akıl ve nakil yoliyle gelen) ilimler arasında uygunluk» isimli 6 ciltlik eseri etrafında yüzlerce eser sahibi… Kimi felsefeye, kimi bid’atlere, kimi Hıristiyanlık hayal ve masallarına, kelam ilmine, Rafizilere, Şiilere ve Kaderiyyecilere çatan bu eserlerin yalnız başlıklarını okuyanlar, içinde bomba saklı bir çukulata kutusu gibi onu, en tatlı manada bir Sünnet Ehli mütefekkiri sanabilirler… Fakat kutuyu açıhnca bomba patlar ve «Kitab-ül-İman» isimli eserin sahibi bu sapığın, akli metoda hezeyan kusturan ve maverai idraki katleden «suret-i hak» peçeli bir imansız olduğu meydana çıkar.

Davası, şu maddelerin çerçevesi içinde hulasa edilebilir: «Kur’an ayniyle, noktası noktasına zahirine göre anlaşılmalı ve ele alınmalıdır. Allah, Kur’anında Arş üstünde istiva ettiğini, zatiyle mekan ifade ettiğini mi bildiriyor, aynen böyledir ve onu şekil ve mekandan tenzih edici hiçbir mecazi idrake sebep yoktur. Allah (benim elim her elin üstündedir!) buyururken bu ifade mecazi değil, aynen vakidir. Bahis mevzuu el de bildiğimiz insan elidir.»
Ve işin en korkunç tarafı şu hükümde:

«Allah, ayniyle insan şekil ve suretindedir.»

Nitekim bir gün Şam’da zehrini ürettiği demlerde minberden bir iki basamak iner ve şöyle der:

- «İşte Allah, benim bu minberden indiğim gibi yere iner! »

Serapa küfür belirten bu görüşten sonra talak (boşanma) ve zekat bahsinde şeriate tam zıt nice iddialar… Din ölçülerinin üçüncü temeli «icma-ümmetin toplu hükmü» usulüne aykırılık ve bu aykırılığın caiz olduğu hükmü… Hazret-i Ömer ve Ali’ye hücumlar ve onların güya yanıldıkları noktaları sayıya vurmalar… İmam-ı Gazali ve Muhiddin Arabi’yi küfürle itham etmeye kadar gitmeler.

Ve en hassas tehlike noktası ve nasipsizlik ifadesi olarak, tasavvufu, batın temelini, topyekun evliyayı, ruhu, ruhaniyeti inkar etmesi ve onlara yönelmeyi küfür sayması, türbe ve mezarları ziyarete şirk göziyle bakması, hatta Allah Resulünün Kabe’den üstün bilinen mukaddes Ravzasına kadar ruhaniyet yollarını tıkamaya kalkması…

Bu adam, apaçıktır ki, dış dünyayı dışların dışından beş hasseden başka hiçbir anlayış ve seziş melekesine sahip değildir ve İlahi idrakten yana kör ve topaldır.

İbn-i Teymiyye, aklı çıkmaz sokaklara sürücü ve güya mantık zırhı içinde yürütücü ve topyekün insan ve kainatı kaybettirici nazariyelerinin, kendisinden 4 asır sonra da batı materyalizmasına akraba bir mahiyet kazanmasına ve arınmasını bekleyen İslamı temelinden çürütme istidadının doğmasına vesile olmasaydı ele alınmaya değmezdi. Fakat belirttiğimiz hususiyetleri bakımından, İslamı arınma davasının en büyük düşmanları arasında yer alıyor ve kozasında ölen bir böcek gibi eserlerinin ölü muhafazası içinde bırakılmaya gelmez bir mahiyet arzediyor.

Bugünkü Vehhabiliğin, başıboş içtihad davranışlarının, her türlü reformcuların, her türlü ruh ve mana zedeleyicilerinin, doğrudan doğruya, yahut dolayısiyle babası İbn-i Teymiyyedir ve onu «İslam materyalisti» diye yaftalamak yerinde bir teşhistir. Zira o’nun sistemi Allah ve Resulüne inanmanın değil, inanmamanın ve ancak böyle olursa tersinden mantıkı bir tertibe girmesi kaabil bir görüş belirtmektedir ve güneşi kabul edip ışığını kabul etmemek gibi bir akıl hezeyanı içine düştüğü tezat kuyusunu sadece herşeyi inkar etmek suretiyle kapatabilir ve tezadsız bir küfür olarak kalır. Oysa, en büyük tezad içinde küfür… Allaha, yani gaibe inanan, böylece gaibler ve sırlar alemine bel bağlayan bir anlayış nasıl olur da ruhu, ruhaniyeti reddeder, Kur’andan başlayarak herşeyi beş hasse planına bağlar ve Yaratıcıya insanı vasıflar verir?…

Bütün bu verdiğimiz bilgiler gerçeğe öylesine uygundur ki. Batı kaynaklı ve Cumhuriyet mamülü bir eser olmasına rağmen sanki Sünnet Ehli diliyle konuşuyormuşçasına, Maarif Vekaletinin yayınladığı «İslam Ansiklopedisi»nde bile kayıtlıdır.

İbn-i Teymiyye devri Osmanlı Devletinin kuruluş zamanlarına tesadüf eder. Merkezini kurduğu yer, Mısır… Mısır Sultanının huzurunda bazı din adamlarıyla tartışmalara girişir ve neticede Kahire kalesinde hapse atılır. Bir müddet sonra kurtulur. Mısır’dan çıkar ve aynı yolda devam ettiği için Şam zindanına atılır.

İslam alimleri İbn-i Teymiyye mevzuunda değişik fikirlere yer vermiş ve bir kısmı onu rafizilik ve küfürle suçlandırırken bir kısmı da ilmine hayran ve iddialarına taraftarımsı veya sükuti bir tavır takınmışlardır. İbn-i Batuta ve İbn-i Hacer gibi büyükler o’nun sapıklığına inananlar arasındadır. Buna mukabil, birkaç asır sonra gelecek ve en tehlikeli yolu açacak olan Mısırlı Şeyh M. Abduh tarafından kurulan «Mısır Islahat Fırkası» onun eserlerine kucak açmış ve yerinde görüleceği gibi, İslamı asliyetinden inhiraf ettirmekten başka manaya çekilemez reformculuk cereyanının ilk destekçisi saymıştır.

Kur’an ve Hadisin zahirine göre itikat ve amel etmek ve bu iki emir kutbunun hakikatine erme yolunda ne «İcma», ne de «Kıyas» gibi hiçbir vasıta tanımamak, maverai her anlayış ve görüşü dibinden kazımak ve böylece başta Kur’an ve Hadis bulunmak üzere topyekün kainatı elden çıkarmak ve ebedi helake yol açmak metodundaki bu adam, birkaç cilt içinde serptiği zehirli tohumların, nihayet bir devlet ve maddecilik dünyasına uygun bir zihniyet ağacı haline gelmesinden başlıca sorumludur.

«Arınma Çağında İslam»ın da, içten başlıca bozguncusu olarak tam bir teşrih ve tahlile tabi tutulması gereken habaset merkezi…

******************

“- İbn-i Teymiyeye, dini içinden zedeleyen kâfir…”

Bu sözü, ben söylemiyorum; “Altun Silsile”nin 33′üncü halkası, 14′üncü Hicrî ve 20′nci Milâdî Asrın « irşad kutbu » söylüyor.

*****************

81 Yanıt “İBN-İ TEYMİYYE (Üstad Necip Fazıl Kısakürek’den…..)”

  1. efilti demiş

    Necip Fazıl ahirette en fazla zorlanacağı şey herhâlde bu gururudur. Hayatını İslam’ın doğru anlaşılmasına adamış, hatta bu yolda işkencelere, hor görülmeye maruz kalmış İbn-i Teymiyye’ye bu ağır ithamları revâ görmek, -en hafif tabiriyle- zulümdür!

  2. Edip Toprak demiş

    Asıl gururdan öte bir kibri İbn-i Teymiyye’de görürüz…

    Ne zamandan beri islam’ı doğru anlamak için İbn-i Teymiyye gibi bir gurur budalasına ihtiyaç duyulmaya başlanmış?

    O zamanda yaşayan hiçbir alim İslam’ı doğru anlayamıyordu da bi İbn-i Teymiyye anlayabiliyordu, öyle mi?

    Diğer alimlere bu ağır ithamları revâ görmek, -en hafif tabiriyle- zulümdür!

    İbn-i Teymiyye’den esinlenerek ortaya çıkan vehhabi rezilliği meydandadır.

    Üstad Necip Fazıl’ın bu hizmeti pek kıymetlidir ve O’na olan muhabbetimi ziyadeleştirmiştir.

  3. Emir Bozok demiş

    Kardeşler biz ümmetiz….tartışmamız gereken tek mesele var küfür aldı başını gidiyor…Ümmet sessiz çığlıklar derin…

  4. SinHa demiş

    necip fazıl değil hangi densiz demişse demiş olsun halt etmenin ötesine geçememiş…
    birde aynada endama baksa aklı çalışmaz tasavvuf kırıntıları.

  5. Edip Toprak demiş

    ibni teymiyye kibir pisliğini nasıl da sevenlerine bulaştırmış?

    aslında şaşırmadık.

  6. Ruhullah demiş

    s.a Allah’ın rahmeti ve bereketi tüm müslümanların üzerine olsun.insanlar artık birbirini ne kadar da rahat tekfir eder olmuş.kendine selefi diyenler kendine ehl-i sünnet diyenleri.aynı şekilde kendine ehl-i sünnet diyenler selefileri.bu böylece uzayıp gidiyor.

    biz günümüz müslümanlarının gayesi geçmişte yaşanmış bir takım olaylar üzerinden alim dediğimiz insanları tekfir ediyoruz ya da geçmişte tekfir edenlere aransında taraf oluyoruz.bizim asıl yapmamız gereken şey bu değil.bunun tam tersine bu tür olayları tarihin tozlu sayfalarına gömmeliyiz.

    biz onlardan faydalanmalıyız.selefi,eşari,hanbeli,maturidi ya da cebriye hatta ve hatta şii olsa bile onlardan faydalı olanları alıp zaralı olanları atmalıyız.işte o zaman müslüman dünyasında bir ilerleme olur.değilse birbirimizi tekfir etmekle,birbirimizi kötülemekle bir yere ulaşamayız.Bu hesapları ahirete bırakalım.zaten Allah’ın vereceği hüküm bizim tartışmalarımızla değişmez.
    Allah’a emanet olun.selam ve dua ile…

  7. Edip Toprak demiş

    hatta şii olsa bile onlardan faydalı olanları alıp zararlı olanları atmalıyız.

    İyi şeyler dediğini zanneden kardeşim, sen neyin zararlı neyin faydalı olduğunu nerden bileceksin?

    Bunun için ilme ihtiyacın var değil mi?

    Peki… Sen bu ilmi hangi kaynaktan alacaksın?

    Sapık şiilerden, sapık vehhabilerden, sapık mu’tezileden….. öğrendiklerinle neyi neden ayırt edeceksin?

    Bunu hiç düşündün mü?

  8. mehmet balcı demiş

    ibn teymiyye bu zata dil uzatanlara bir bakın yaşantılarına ve sözlerine ve siyasi yalakalık ve ihanetlarine bunların iman kadiyesi bozuk olduğundak 3 kuruşluk dünya menfeatı yüzünden kapalı kapılar ardında devamı sitede

  9. Edip Toprak demiş

    hem selefiyim de, hem de bir kahramana laf atmaktan çekinme.

    sizin müslümanlara şirk çamuru atmaktan başka işiniz mi var.

    beğendiğiniz suudiler emperyalizme en büyük köleliği, yalakalığı yapmıyor mu?

    ingilizlerin aldattığı zavallı siyonist oyuncakları…

    vehhabiler, seleficiler….

    sen git amerikan züppeleri gibi top sakal bırakan vehhabileri uyar!

  10. Ruhullah demiş

    selam Allahın peygamberine onun ashabına onun ehl-i beytine aynı zamanda dünyada islami bir kimlikle bakanların ve at gözlüklerini bir kenara bırakıp ümmeti düşünenlerin üzerine olsun.ben sözü fazla uzatmıyacağım kardeş.neyin zararlı neyin faydalı aolduğunu en sağlam kaynaklardan Allahın izni ile öğreniyoruz.ki bu kaynaklar kur’an ve sünnettir.Biz bütün hayatımıza bunlarla yön veriyoruz.ve bu hayatlarına uygulayan imamların doğru fetvalarına göre.
    size bi kaç soru sormak istiyorum:siz mutezile,şii ya da selefilerin hepsine sapık diyosunuz.
    bana söyler misiniz:ünlü mutezili alim “el-cahz”ın “hristiyanlığa reddiye”adlı kitabını okudunuz mu?okuduysanız bu faydasız mı?
    yine şii lider alim”muhammed hüseyin fadlullah”ın “islami direniş”adlı eserini okudunuz mu?okuduysanız buda mı faydasız?
    ya da hiç uzağa gitmeye gerek yok imam ibn-i teymiyyenin “kulluk” ya da “iman üzerine” kitaplarını okudunuz mu?okuduysanız ümmete zararları
    yoksa siz imamlarınız ya da sizin hoşunuza giden sözler söyleyen kişiler böyle düşündüğü için sizde mi böyle düşünüyorsunuz?
    Selam ve dua ile…

  11. Edip Toprak demiş

    Kardeşim, sen müfessir misin ki Kur’anı Kerim’deki murad-ı ilahiyi anlayacaksın.

    Sen Arapça’ya o dönemki haliyle vakıf mısın?

    Peygamber Efendimiz gelen ayetleri Ashab-ı Kiram’a nasıl tefir etti tek tek biliyor musun?

    Hadis ve Usulü Hadis ilmlerine vakıf mısın ki hadis-i şerifleri doğru şekilde izah edesin.

    Meselâ, Hadis-i Şerif’de buyuruluyor ki “Komşusu açken tok yatan bizden değildir.” Sadece anlamına baktığımda dinden çıkar gibi bir mânâ anlaşılıyor.

    Ama hadis alimleri komşusu açken yatan kamil müslüman olamamıştır diye açıklıyorlar. Çünkü onlar bu ilme vakıflar.
    Demek ki neymiş, hakiki alimlere ihtiyaç varmış.

    Sen dini sapık bir adamın kitabından öğrenip nasıl yanlışı doğrudan ayırabileceğini iddia ediyorsun.

    Sen müctehid misin?

    Sen mezhep imamı mısın?

    Nesin?

    Yoksa kısır olan aklımızı mı referans alalım, aklımıza mı tapalım?

    Herkes Kur’an-ı Kerimi kendi anladığı şekilde algılasın, kafa sayısı kadar ortaya din çıksın şeklinde bir isteğin mi var?

  12. Ruhullah demiş

    s.a kardeş bu sözlerinden sonra seninle tartışma gereği bile duymuyorum.
    ALLAH SELAMET VERSİN.ALLAH YARDIMCIN OLSUN.

  13. Edip Toprak demiş

    Kardeş bu sözlerinden sonra seninle tartışma gereği bile duymuyorum.
    ALLAH SELAMET VERSİN.ALLAH YARDIMCIN OLSUN.

  14. Ruhullah demiş

    s.a edip toprak kardeş sözlerim sana değildi.senden sonra “naşibend” nickli birisi girmiş.saygı duyduğum bütün herkese abuk sabuk sözler söylemiş hatta küfürle itham etmiş.bende deyanamadım yukarıdaki hakaretleri ona yazdım.ama onun mesajı silinmiş.sözlerimle kesinlikle seni kast etmedim.siz edebinizle tartışıyorsunuz.ama bazıları hatlerini aşıyor.sizden de özür dilemek istiyorum.kusura bakmayın.
    ALLAH’A EMANET…

  15. mustafa demiş

    arkadaslar nice alimler varki onlarin itikati bozuktur. bunlardan biriside ibn teymiyyedir. kendisi bir sapiktir. saclari uzundu. saclarini duvara baglardi. uykuya dalacak oldugunda saclarini geren halka uyanmasina vesile oluyordu. ilmin kutbu imam gazaliyi bile elestirileri arasina almisdir. ondan sonrada vehhabilik dogmustur. ingiliz casusun itiraflarini okuyalim bu konuda. allaha emanet olun.

  16. Muhamed Ebu Ali demiş

    Subhanallah!Bu kurekci de kim oluyor ki bir islam devine saldiriyor,gormuyormusun ki selefi(hanbeli veya vehhabi)dedikleri muslumanlar disinda muslumanlarin cogu ya kelamci(bidatci)ya da tarikatci(sirkcidir).adamlar bidat ve kabirlerden medet yapmaktan baska birsey yapmadiklarini gormuyormusunuz.eger Resulullahi takip ettigimizi iddia ediyorsak,o zaman bir mukayese yapalim,kimin metodu daha sahihtir.soylermisiniz ilk nesil muslumanlar bu sizin yaptiginiz bidatlari yapiyormuydu?ya da ilk nesil muslumanlar Peygamberimizin kabrinden medet umuyorlarmiydi,ornek verin Ebubekir yada Omer Peygamber kabrine gidip yalvardilar mi?Hayir.

  17. Ebu Sudeys demiş

    Kardesler Abdulvehhab bir reformcudur,mezhep kurmamistir,o ve butun vehhabi dediginiz insanlar fikihta “hanbeli” olup itikatda “selefi”dirler.Konulari saptirmayalim,Abdulvehhab hanbeliligin disinda cikmamistir,ciksa da,bir alim baska bir alime uymak zorunda degildir,cunki butun alimler ictihat edebilir,avam tabakasi ise taklit eder.Bir de konustugumuz zaman delil gosterip konusalim,cunki bizim dinimiz diger dinlere benzemez,bizde kafadan atmak yoktur.

  18. ebabil kumru demiş

    N.F.K’ın sadece şiirlerini severim. Nesirleri ise bir felaket. Gurur ve kibrine hiç değinmeyeceğim. Ama doğrusu Altın silsilenin 33. Halkasını merak ettim; Arvasi mi acaba?! Tabii, zahiri reddedeceksin ki kendi vehimlerini insanlara din diye yutturabilesin. İbni Teymiyye belki bazı görüşlerinde aşırıya gitmiş olabilir ama bu O’nun küfürle itham edilmesini haklı çıkarır mı? Her insan gibi alimler de hata yapmıştır. Onları hataları yüzünden tekfir etmek yerine, doğrularını almak daha güzel değil mi? Bizim gibi düşünmedi diye,at çöpe mantığı sağlıklı bir mantık mıdır? Tasavvufa ben de inanmıyorum. Acaba N.F.K ve O’nun gibiler nezdinde ben de zındık mıyım? Kur’an ve sünnette ve de ashabın hayatında ‘La faile illallah, la mevcude illallah’ ve bunun izdüşümlerini görenler lütfen bize de izah etsinler de öğrenelim. Tabi biz cahiliz, ledünni ilimlerden anlamayız değil mi!!!!!!!!

  19. M.Metin ADIGÜZEL demiş

    İbni teymiye hakkında en çok tartışmaların olduğu islam alimidir. bir insan önemli değilse bu kadar önemsenip yerilmez yada övülmez. ibni teymiye bir çok fırkaya karşı çıktığı ve yönetim sahiplerini uygulamalarından dolayı tenkit ettiği için iftiralara uğramıştır.
    Benim anlamadığım ibni teymiyeyi kötüleyenler, onun öğrencisi olan ibni kesir in yazdığı tefsiri bir baş ucu kaynağı olarak görürler.istisnasız kendinden sonraki tüm müfesirler ibni kesiri önemserler. İbnu’l-Kayyım el-Cevziyye de ibni teymiyenin öğrencisidir.

  20. ABDULKADİR demiş

    SELAMUN ALEKUM Akdaşlar en büyük sorununuz bunlar mı?filistin,çeçenya,afganistan,patani,filipinler,doğu türkistan kan ağlarken hergün bombalar kalbimizde yaralar açarken bumu derdimiz.mısır,türkiye vs.gibi ülkeler tağutların himayesindeyken bumu derdiniz RAHMAN olan ALLAH size bunlarımı soracak. 5312 – Hz. Ebu Zerr ra.anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:

    “Bir kimse diğer bir kimseyi fıskla veya küfürle itham etmesin. Aksi taktirde, itham edilen arkadaşında bunlar yoksa, kelime kendine dönderilir.”

    Buhârî, Edeb 44 SELAM ve dua ile illa vahdet ve cihad
    derdiniz RAHMAN olan ALLAH size bunlarımı soracak

  21. hattab mucahid demiş

    Allahuekber.

  22. Utkan Kutlu demiş

    Necip Fazilın bu yorumları anlayışının ve aklının nekadar kıt ve bulanık olduğunu gösteriyor. Zaten İbn Teymiyyeye dil uzatanlara bakın, ya felsefeci ya kelamcı ya vahdeti vucutcu, ya şiia yada tevhidi kabul edemeyen aracı koşan bidatcı tasavvufcu veya sofu. Kuran ve Hadis Necip Fazıl ve onunkiler gibilere zaten ”kuru ilim” dedikleri şey. Onların asıl gördükleri felsefe ve keşif ve rüya.

  23. ferhat demiş

    selamunaleyküm.
    Üstad necip fazılın aklına eline kalemine sağlık
    kardeşler.kafiri hapimiz tanırızda zararını ,yönünü biliriz tadbir alırız ,yada zulmüne maruz kalırız .
    Amma velakin münafığın yada cahilin tehlikesi çok yamandır .Bİslam toplulukları ehl-i sünnetten ne gördüde bu gibi akımlara kucak açıyor.
    Bugünde bu yolu izleyen m. islamoğlu gibi köşe yazarları islamı içten içe zedelemekte zaten çok çektiğimiz ayrımcılığa bir yenisini eklemekte ,ve ne yazıkki taraftar bulmaktadır.
    Şuna emin olun dinimizi zedelemek ve yok etmek isteyenler bunlara alkış tutmakta dolaylı yada doğrudan destek vermektedir.
    uyanık olmak ,ama her zaman
    selam ve dua ile———–ESSELAMUALEYKÜM

  24. Ozanbaşı demiş

    Es-sual: Bu hükümlere kim varmış?
    El-cevab: Es-seyyid Abdülhakim Arvasi Hz.nin yoğurduğu Üstad…

    O halde doğrudur.

    Bazılarının büyük alim deyip toz konduramadığı ismi lazım değilin de dediği gibi, “Tuvalet bezi olamazlar”…

    Evet, İbn-i Teymiyye denilen sapık, tuvalet bezi mertebesinden dahi uzaktadır ve bomboş bir aldatmacanın, aldatan kısmındadır.
    Yazık ki aldananlar da varmış hala…

  25. taha arvasi demiş

    ibni teymiye gibi ehlisünnetin en büyük düşmanını savunan kıt beyinler gerçekten size acıyorum.Ya siz islamın ikinci kurucusu olan imamı gazaliyi bile eleştiren bir entel alim olan ibni teymiye gibi sapık,münafık bir alimi nası müdafa ediyorsunuz.Eğer sizin savunduğunuz gibi ibni teymiye iyi bir müslüman ve alim olsaydı abdulvvab gibi gerizekalı bir peygamber düşmanı ortya çıkmazdı.Çünkü abdulvvab ibni teymiyenin kısır döngü içindeki kitaplarında ders okumuş ve ibni teyniyenin aşağılık düşüncelerinden faydalanmıştır.Bir ikinciside ibni teymiye ehli sünnete bağlı birisi değil,bunu diyen arkadaşımız büyük bir cehalet içindedir.İbni teymiyye eğer ehlisünnete bağlı olsaydı minberden inerken ‘ALLAH benim indiğim gibi minberden iner’ demezdi.Onun bu görüşü YÜCE RABBİMİZİ bir cisimmiş gibi tarif etmektedir.Onun bu görüşüde ehli sünnetin bütün alimlerin görüşüne uyuşmamaktadır.LÜTFEN arkdaşlar ibni teymiyenn aptal fikirlerini savunmayalım.Aksi taktirde sizde onun gibi ehli sünnete düşman olabilir ve ALLAH muhafaza şirke bile düşe bilirsiniz.ŞU DUAYI EDELİM ‘ALLAHUMME MAHFEZNA MİN ŞERRİ İBNİ TEYMİYYE’.Bu arada ramazan toprak kardeşime engin fikirlerinden dolayı şükranlarımı bir borç bilirim.

  26. s.avni demiş

    bismillahirahmanırahim
    Allahın Selamı inanların üzerine olsun.
    gördüğüm kadar müslümanlar tamammen tamamem ellerinde bir nur ve burhan üzerine oldukları halde yollarını şaşırmışlardır. bunun en büyük nedeni kuranı aklı ve peygamberi esas almamaları Allah akılarını kullanmıyanların üstüne pisliği koyar. akılsız taklitçiler olarak aklı işletmeyerek öncekileri tekrar etmeyi din sandıkları onları mutlak kabul ettikleri için onlara tapar ve onları ilah edinir duruma düşmekten kurtulamamışlardır. onlara aklınızı kullanmıyormusun desen seni akla tapmakla suçlar. aklı kullanma Allahın emri olduğu halde bunu yaparlar Allaha nasıl hesap verecekler acaba… Allahım sen bana yeterince akıl vermedin bende benden daha akıllı sandığım bir takım insanlara uydum deseler bu Allaha iftira olmazmı. dedim ya Allahın aklını kullan emirine uymayanı kim doğru yola getirebilirki müşrikler de aynısını dediler peygamberlere dedilerki sen bizim gibi insansın büyük tecrübe sahibi olan atalarımızdan daha iyimi bileceksin biz dededen atadan böyle gördük. deki Atalarınız yanlış yolda olsalar bilemi. bunları kim doğru yola getirebilir ki hele kendi yollarını yegane doğru yol sanıyorlarsa islam da doğru yolu bulacak doğruyu eğriden ayıracak kadar bilgi sahibi olmak farzdır. ne ibni teymiyye babamın oğlu nede imam gazali herkesin kazandığı kendine eğer onlar doğru yapmışlarsa kendilerine yanlış yapmışlarsa kendilerine ben kurandan sünnetten ve Allahım bana vermiş olduğu akıldan sorumluyum Allahın vermiş olduğu akılı işleterek doğru yolu bulmakla mükellefim. doğru yolu bulamazsam beni ebu hanife kurtarabilirmi. dinde alimler önemlidir. dinin temellerini onlardan öğreniriz ama bu onların her dediği doğrudur demek değildir kim böyle yaparsa gizli bir şirk batağına düşmüştür. tek ve mutlak doğru kurandır onun resulunun bize öğrettikleridir. gayrısı bizim aklımıza ve furkanımıza kalmıştır.
    müslümanlar için Yüce Allah kuranı kerimde mealen buyururki..Onlar sözü dinlerler fakat en güzeline tabi olurlar.. yani dinlemeden inkar yolunda gitmez..Allahın selamı sözün en güzeli olan kurana ve onun elçisine tabi olanlara olsun

  27. [...] baslik=”7089A7″; aciklama=”7089A7″; kenarlik=”F5F5FF”; jsai=”d6811e760f5f9ffe”; BN- TEYMYYE (stad Necip Fazl Ksakrek’den…..) imdi btn bu yolu kaybedilerin, amura saplanlarn, her eyi be hasseden ibaret kuru akl [...]

  28. Anksiyolitik demiş

    İbn-i teymiyye ve bu gibi sapıklara Müslüman diyen kesin olarak dinden çıkmış ve mürted olmuştur. Bu açıktır. Hep kafirlerin güdümüyle hareket eden bu sıfır akıllı zındıklar Ehl-i Sünnet düşmanıdır ve bunları savunanlar da öyledir.

    Savunduğunuz bu köpeklerin nasıl yabancı yalakası olduğunu7 bilmiyorsanız, şaşırmam. Zira hep boş kafayla boş yorumlar yaparak zındıkları göklere çıkarıyorsunuz.

    Çağındaki bütün kıymetli alimler -haşa- yanlış bu sapık İbn-i Teymiyye mi doğrucu. Üstad sizin gibi boş konuşmaz. Konuşunca ilimle, akılla, muhakemeyle konuşur.

    Necip Fazıl’a gururlu diyen, asıl sen hesap verirsin böyle bir Müslüman’a laf attığın için. Yaşa Ehl-i Sünnet Vel Cemaat!

  29. M.Metin ADIGÜZEL demiş

    Bütün islam alimlerine saygı duyduğum gibi ibni teymiyeye büyük saygı duyarım. Katıldığım ve katılmadığım düşünceleri vardır, ancak ona küfür etmek gibi bir cahillikten Allaha sığınırım. İbni teymiyenin kitaplarını bir tarafa atsan bile, onun en büyük eseri ibni kayyım dır.
    Üstad Bediüzzaman bu iki şahsı överek onlar için dehşetli dahiler der. İbni teymiyeyi vehabbilikle eşleştirmek hatadır. vehabilikte deforme olmuş bir sürü düşünce vardır.
    Üstad bediüzzaman acaba İslamdan habersizmide ibni teymiye ve öğrencisini övüyor ve dehşetli dahi diyor, yoksa size göre bediüzzamandamı zındık.söyleyin bana teymiye zındıksa, onu öven said nurside zındık o zaman. peki zındık olmayan kim? ışıkçılarmı? arvasilermi? onlardan akan enver ören tayfasımı? ihlas holding mi? tgrt mi? yoksa biz seyyidiz deyip milletin canını emenlermi?
    Birde şunu ekleyeyim, Allah benim merdivenden indiğim gibi iner sözü bir iftiradır. ibni batuta tarafından ibni teymiyeye gönderme yapılarak söylenmiştir. ibni batutanın güvenirliliğide tartışılır.

    İbni teymiye mübarek bir kişiliktir. o öğretmenler arasında bir öğretmendir. Ona selam olsun

  30. Anksiyolitik demiş

    Tabi her şey iftira, herkes yalancı, bir siz doğrucusunuz. Peh! Zındıklardan olmak serbest. Bediüzzaman o kişinin aklını övmüş olabilir. Ona bakarsan ne kadar zeki kafir vardır. Her zeki olan alim olamaz, bunu bilin. Hele İslam Alimi hiç olamaz, bunu da bilin. Nice sözler söyleyen bu sapık kişiyi nasıl da temize çıkarmaya çalışılıyor! O iftira, bu iftira. Ayrıca Seyyid Abdülhakim Arvasi ve öğrencisi Hüseyin Hilmi Işık çok mübarek zatlar, dikkat edelim. Hele Addülhakim Efendi veliler velisi, tespihin son tanelerinden. Bu kişiler grup insanı değiller. İslam insanıdırlar. Enver Ören’in günahlarını velilere yüklemeyelim. Herkesin günahı kendine. Bir tutmayalım herkesi, aynı gruptan diyerek. Zaten bu zamanda kim Hakiki Müslüman? Bunu düşünmemiz lazım.

  31. taner demiş

    ben

  32. SULTANIM demiş

    Mü’min kardeşlerinden hiçbirisini hareket ve sözle incitmemektir. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Müslüman, (diğer) müslümanların elinden ve dilinden selâmet bulduğu kimsedir. Mü’min de, (diğer) mü’minlerin canlarına ve mallarına karşı emin oldukları kimsedir.” (Müslim)

    Bütün mü’minlere karşı alçak gönüllü davranmak ve büyüklenmemektir.
    İnsanların birbirleri aleyhindeki konuşmalarına kulak asmamak, birisinden duyduğunu diğerine iletmemek, yani koğuculuk yapmamaktır.
    Bir mü’minin, bir mü’min kardeşine üç günden fazla dargın kalmamasıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) bir Hadis-i Şerifte şöyle buyurmuştur: “Bir mü’min için, mü’min kardeşine üç günden fazla darılması helal değildir. Öyle ki, karşı-laştıklarında birisi (yüzünü) şu tarafa, diğeri öbür tarafa çevirir. Dargınların en hayırlısı, ilk önce selam verendir.” (Buhari)

    Diğer bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurmuştur: “Pazartesi ve Perşembe günleri cennet kapıları açılır ve Allah’a şirk koşmayan bütün kullar affedilir. Ancak kendisi ile, (mü’min) kardeşi arasında buğz ve düşmanlık bulunan kimse affedilmez. Ve meleklere; “Bu iki kişi barışıncaya kadar bırakın” diye emir verilir.” (Müslim)

    Mü’minlerin birbirleri ile küs durmaları çok çirkindir. Mü’minlerle dargın olup alakayı kesmeyi, Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) yasaklamıştır. Çünkü dargınlık ve ayrılıkta, manevi olarak bir ölümdür. Onun için Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak şeytan Arap yarımadasında müslümanların kendisine ibadet etmelerinden ümidini kesmiştir. Ama onların aralarında sürtüşme çıkarmaya çalışacaktır.” (Müslim)

    “(Mü’min) Kardeşiyle bir sene dargın duran kimse, sanki (onun) kanını dökmüş gibidir.” (Ebu Davud)

    Bu hadis-i şerifler, ahiretinin üzerinde meraklı olan kimseler için yeterlidir. Bütün bunlara rağmen, mü’min kardeşleri ile dargın olan kimse, oturup kusuru kendisinde aramalıdır.

    Elden geldiğince iki kişinin arasını düzeltmeye çalışmak lazımdır. Bu Allah-u Zülcelal’in Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’in çok sevdiği ve emrettiği bir haslettir. Nitekim Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede; “Allah’tan korkun ve aranızı düzeltin.” (Enfal; 1) Diğer bir ayet-i kerimede; “Mü’minler ancak kardeştir. O halde iki kardeşinizin arasını barıştırın.” (Hucurat; 10)

    Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Sadakanın efdali, iki kişinin arasını düzeltmektir.” (Taberani) Diğer bir hadis-i şerifte; “İnsanların arasını düzeltmek için iyi haber götüren veya hayır söz söyleyen kişi yalancı değildir.” (Ebu Davud) Diğer bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurmuştur: “Her yalan yazılmıştır. Yalnız kişinin harpde söylediği yalanlar yazılmaz. Çünkü harp hilelidir. Veya iki kişinin arasını düzeltmek için söylediği yalanlar veya hanımını memnun etmek için söylediği yalanlar yazılmaz.” (Müslim)

    Mü’min kardeşlerinin kusur ve ayıplarını örtmektir. Rivayet edilmiştir ki: “Hz. Ömer (Radıyallahu Anh) halifeliği zamanında geceleri dolaşırdı. Bir gece bir evin yanından geçerken içeriden şarkı söyleyen bir erkek sesi duydu. Hemen duvardan atlayarak içeri girdi ve adamın yanında bir kadın ve şarap olduğunu gördü. Adama dedi ki; “Ey Allah’ın düşmanı! Allah’ın senin bu isyanını gizleyeceğini mi sandın?” Adam dedi ki; “Ya Emirü’l-Mü’minin, acele etme! Ben Allah’a karşı bir suç işledimse, sen üç suç işledin. Allah-u Zülcelal: “Birbirinizin kusurunu araştırmayın.” (Hucurat; 12) buyurduğu halde, sen casusluk yaparak, benim kusurumu araştırıyorsun. İkincisi, Allah-u Zülcelal; “İyilik, evlere arka taraflarından girmek değildir.” (Bakara; 189) buyurduğu halde, sen duvardan atlayıp evime girdin.

    Üçüncüsü; Allah-u Zülcelal: “Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, izin alıp ev halkına selam vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha hayırlıdır.” (Nur; 27) buyurduğu halde, sen benim evime izin almadan ve selâm vermeden girdin.” Bunun üzerine Hz. Ömer (Radıyallahu Anh): “Eğer seni affedersem, bu günahı bırakır mısın?” diye sordu. Adam da; “Eğer beni bağışlarsan, yemin ederim ki, bir daha böyle işlere dönmem.” dedi. Hz. Ömer (Radıyallahu Anh)’de adamı affetti.

    Ancak günümüzde bazı kimseler, günah işliyorlar. Sonrada bu günahlarını hem de gülerek başka insanlara anlatıyorlar. Bizden önceki mü’minler, yaptıkları ibadetleri dahi kusur olarak görüp Allah-u Zülcelal’e karşı ağlıyorlardı. Biz ise -neuzübillah- ağlamak bir yana, günahlarımızı gülerek anlatıyoruz. Bu, çok yanlış bir davranıştır. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) bir hadis-i şerifte; “Ümmetimin tamamı affolmuştur. Yalnız aşikâre günah işleyenler hariç. Gizlice günah işleyip sonra da onu (başkalarına) anlatan kimse de, aşikâre olarak günah işlemiş gibidir.” (Buhari)

    İnsanların kalblerini kötü zandan ve dillerini gıybetten korumak için oturulması ve gidilmesi iyi olmayan yerlerden uzak durmak. Çünkü bir kimse böyle kötü yerlere gittiği zaman, diğer insanlar onun hakkında kötü bir zanna kapılarak gıybet edebilir ve böylelikle günaha girerler. O zaman böyle bir şeye sebep olduğu için o kimse de bu günaha ortak olmuş olur. Onun için Hz. Ömer (Radıyallahu Anh), demiştir ki; “Kötü yerlere giden kimse, kendisi hakkında kötü düşünenleri kınamasın.”

    Buna bakarak, insan başkalarını kötü düşünmeye sevketmemek için bu gibi kötü yerlerden uzak durmalıdır. Bir kimse, mü’min kardeşleri ile karşılaştığı zaman, konuşmadan selâm vermeli ve selâm esnasında musafaha yapmalıdır. Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Bir selâm ile selamlandığınız zaman, siz ondan daha güzeli ile selâmı alın. Veya onu aynısı ile karşılayın.” (Nisa; 86)

    Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) de; “Size, yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz bir amel söyleyeyim mi” diye sormuş? Ashab; “Evet, Yâ Resulallah!” deyince Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Aranızda selamı yaygınlaştırın.” (Buhari, Müslim)

    Musafaha da selamı tamamlayan bir harekettir. Onun için Hasan-ı Basri (Rahmetullahi Aleyh): “Musafaha, sevgiyi artırır.” demiştir. Bunun yanında Allah rızasını kazanmak için hürmet ve saygı göstermek ve duaları ile bereketlenmek amacıyla âlimlerin ve Allah dostlarının girdikleri meclislerde ayağa kalkmanın hiçbir sakıncası yoktur. Aksine bu davranış, çok faziletlidir.

    Gücü yettiğince mü’min kardeşinin ırzını, canını ve malını başkalarının zararlarına karşı korumak bu uğurda gerekirse mücadele etmek ve mü’min kardeşine yardımcı olmaktır. Bir kimse, kötü bir kimse ile mecburi olarak biraraya geldiği zaman, onun kötülüğünden muhafaza olmak için ona karşı iyi davranmalıdır.

    Nitekim Allah-u Zülcelal bir ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: “Sen kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Ve de ki: Ya Rabbi! Şeytanların dürtüklemelerinden sana sığınırım. Onların yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.” (Mü’minun; 96-98) Denilmiştir ki: “Mü’mine karşı samimi ol. Kötü kimselere karşı da iyi davran. Çünkü kötü ahlaklı kişi, dış görünüşten hoşlanır.”

    Hz. Aişe (Radıyallahu Anha)’den şöyle rivayet edilmiştir; “Bir adam Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’in huzuruna girmek için izin istedi. Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem) buyurdu ki: “Müsâde edin gelsin. O, kabilesinin en kötü adamıdır.” Adam içeri girince, ona karşı öyle yumuşak konuştu ki, adamın Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’in yanında çok kıymetli olduğunu zannettim. Adam gidince: “Ya Resulallah! Adam yanına girmeden, onun çok kötü olduğunu söyledin. Ama yanına girince de çok yumuşak davrandın.” dedim. Buyurdu ki: “Ya Aişe! Kıyamet gününde Allah katında insanların en şerlisi, kötülüğünden korkularak insanların kendisine ilişmediği kimsedir.” (Buhari)

    Onun için yine denilmiştir ki; “Daima birlikte kalmak zorunda olduğu bir kimse ile, iyi geçinmeyen akıllı sayılmaz.” Buna bakarak birlikte olduğumuz insanlar kötü ahlaklı dahi olsalar, onların kötülüğünden muhafaza olmak için iyilikle muamelede bulunmamız lazımdır. Belki, böylelikle bizim sürekli olarak iyi muamele etmemizden etkilenip, o da kötü ahlakını terkeder.

    Bir kimse, mü’min kardeşlerinin kalplerini ferahlatmak için daima onlara öğüt vermeli ve nasihatte bulunmalıdır. Çünkü Allah-u Zülcelal bir Ayet-i Kerimede şöyle buyurmuştur: “(İnsanları) Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et.” (Nahl; 125) Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’de bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Din nasihattir.” (Müslim)

    Şakik bin Seleme (Rahmetullahi Aleyh) demiştir ki: “İbn-i Mesud (Radıyallahu Anh) her Perşembe günü bize vaaz veriyordu. Bir adam ona dedi ki: “Bize hergün vaaz etmeni istiyoruz.” İbni Mesud (Radıyallahu Anh) şöyle cevap verdi: “Size hergün vaaz ederim ama sizi usandırmaktan korkuyorum. Ben, Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’in bize usanç gelir endişesi ile ara ara vaaz ettiği gibi, size ara ara vaaz ediyorum.” Mü’min olan kimse, oturduğu her yerde bülbül gibi Allah-u Zülcelal’den, Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’den ve evliyalardan bahsetmelidir. Çünkü o zaman, üzerlerine Allah’ın rahmeti ve feyzi gelir ve kalpleri huzur bulur.

    Bir kimse, mü’min kardeşleri hasta olduğu zaman onları ziyaret etmelidir. Hastaları ziyaret etmek, Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi Ve Sellem)’in sünnetidir. Nitekim bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: “Mü’min, mü’min kardeşini hasta iken ziyaret ettiği zaman, Allah-u Zülcelal şöyle buyurur: İyi yaptın. Sana müjdeler olsun. Cennette bir konak kazandın.” (İbn Mace, Tirmizi)

    Seyda Muhammed Konyevi (K.S) TASVVUF ALİMİ

  33. M.Metin ADIGÜZEL demiş

    sayın Anksiyolitik bediüzzaman onun aklını değil ilmini övüyor.

    tartışmadan çekiliyorum, çünkü alimlere küfür edilen bir ortamda bulunmak istemem

  34. ammar bin yasir demiş

    ES-SELAMU ALEYKUM…HANİ ŞU DURUMDA HAKTAN TEK İSTEĞİM BÜTÜN EHL-İ TEVHİDİ BİR ARAYA TOPLAYACAK OLANA YETİŞMEK VE BU TARTIŞANLARIN YETİŞMESİDİR…HAK RIZASI İÇİN DUA EDİN,DUA EDİNKİ KAVUŞALIM YOKSA Bİ ÇOK KİMSENİN AYAĞI KAYMIŞ OLARAK KAVUŞACAZ ÖTELERE SELAM VE DUA İLE…ES-SELAMU ALEYKUM…

  35. kosovali demiş

    İbn Teymiyye bazı kendini bilmezler tarafından eleştirilince, İslam âlimleri onu korumak ve onu tanıtmak için kitaplar telif etmişlerdir. İbn Nasıru’d-din (842) “er-Reddü’l Vafir” isimli kitabında 87 tane farklı mezheb ve mesnetteki âlimin İbn Teymiyye’nin hiç tereddütsüz Şeyhu’l İslâm olduğuna dair görüşünü bir araya getirmiştir. Şâfiî mezhebinden İmam Salih b. Ömer el-Buhıtkînî (868/1463-1464) bu kitaptaki takrizinde şöyle der: “Ben İbn Teymiyye’nin bu zamana kadar okuduğum kitaplarında onun küfrünü, zındıklığını gerektirecek bir sözüne rastlamadım. Onun kitaplarında kişiyi ilim ve dinde yükseltecek bid’atçılar ve sapıklarla mücadele gibi meziyetlere rastladım. Yine bu kitapda Hanefi mezhebinin imamlarında Abdurrahman b. Ali (835/1431-32)’nin şu sözü vardır: “İbn Teymiyye’den onun küfrünü, fıskını ve dinde çirkinliğini gerektirecek bir şey nakledilmemiştir.” Hanefî mezhep âlimlerinden Bedruddin el-Aynî (855) de şöyle demiştir: “Kim onun kâfir olduğunu söylerse o kâfir olur. Kim onu zındıklığa itham ederse o zındıktır. Bu sözler ona nasıl nisbet edilebilir? Onun kitapları her tarafta yayılmıştır ve onun kitaplarında sapıklık ve tefrikaya işaret eden hiç bir şey yoktur.” Bu âlimler gibi daha bir çok âlim bu kitapta İbn Teymiyye’yi tezkiye etmiş ve savunmuştur. Çağdaş müelliflerden Ebu’l-Hasan Ali el-Haseni en-Nedvi onun hakkında takriben 300 sahifelik bir kitap telif etmiştir. Kitabın ismi “el-Hafız Ahmed b. Teymiyye”d ir.

  36. murat demiş

    s.a… aslinda cok seyler demek istiyor icimden lakin, uygun ve layik görmüyorum..

    Ibni Teymiyye kim kabul etmiyor ? Tarikatcilar ! peki neden Bid´atlardan uzak durun diye… insanlari aldatmayin dedigi icin Millet Mezhepsiz demekte !

    Ben safii taklit etmeye calisiyorum, lakin mezhep taklidi yapmayan kardeslerimede karsi degilim…..

    Hangi Dört büyük MEzhep imami Beni taklit emek zorundasiniz dedi ? Hicbirisi.. ALLAH onlardan razi olsun… Taklit kolayliktir.. Lakin sahtekar tarikatcilar Farz halline getirdiler ? Ilimden nasipsiz olduklari icin…

    wessalam

  37. ahmet miyas demiş

    necip fazıl bu yazıyı kumar masasında mı yazmış? bütün mezheplerde üç valit namazı bırakanın küfrü veya irtidadı söylenirken acaba necip fazıl namazını düzgün kılan biri miydi. namazı terk eden. kumara oynayan en uygun tanımıyla fasıktır. fasıktan gelen habere ise inanılmaz. ayrıca necip fazılın en iyi öğrencisi hüseyin üzmezdir..

  38. tasavvuf22 demiş

    zaten anca allahu ekber diyebilirsiniz sapık selefiler allah sizin gibilerin sonunu kuranı kerimde yazıyor.

  39. tasavvuf22 demiş

    o ibni teymiyye dediğiniz şahıs haşa allaha cisim belirliyor eli kolu var diyor siz nasıl oluyorda savunursunuz haşa allah arştadır diyor.bilmezmisiniz”halbuki oallah göklerde ve yerdedir.enam 60.susun rezilliğiniz döökülmesin.

  40. M.Saricizmeli demiş

    Ahmet Miyas isimli mel’un, sen Üstadımla beraber kumar mı oynadın ki canım efendime iftirayı atıyorsun.

    Hak mezhep 4′tür. İbn-i Tyemiyye denen münafık da…

  41. Mehmet Fatih demiş

    Yazık yahu, teymiyyeyi savunun cahillerin hala bulunması yazı… Efendiler Necip Fazıl üstad Seyyid Abdulhakim Arvasi hazretlerinden nakil yapmış, onun sözleri üzerine söz söyleyebilecek kadar kendini akıllı zannedenlere yazı… Ehli Sünnetin temiz ve pak akaidi varken şaklabanlara aldananlara yazık… İmanın şartları arasında Allahu Tealaya inanmak ilk sırada gelirken, Allahu Tealaya cisim diyerek yalan yanlış ianan bir cahile alim diyenlere yazık… (Ha cisim demişsin ha putperest olmuşsun bunu göremeyenlere yazık), adı güzel kendi berbat islamoğlu cahiline aldananlara yazık, kendini müctehit alim zannedipte burada kıt akıllarına göre yorum yapanlara yazık…

    Allahu Teala hepimizi doğru olanda birleştirsin. Amin…

  42. çakırgöz demiş

    ibni teymiyyeyi savunan zavallılara acımak gerek zaten dinimizde YÜCE ALLAH a mekan izaf etmenin ne manaya geldiğini öğrenip ona göre savunun cahiller helal olsun üstada vesselam

  43. Mesut demiş

    İbn Teymiye sizin gibi sapıklarla mücadele etmiş ve ömrünü buna adamış….Onu anlamak için akıl gerekir…Kendisi İslamda olmayan Tasavvuf gibi bir din ile uğraşmıştır…Hayatı boyunca sizin gibi şeyhlere evliya diye uydurdğunuz bir takım putlara tapmamış o yüzden sevilen biri değil…

  44. ZAZA demiş

    ulan ALLAHTAN KORKUN ŞEYHLERİNE TAPANLAR ARAŞTIRIN ÖYLE KONUŞUN NE BİÇİM ADAMSINIZ LAN HANGİNİZ KURAN VE SÜNNETİ OKUDU İBNİ TEYMİYENİN KİTAPLARINI ALSANA OKUSANA BAK BAKALIM VARMI ŞİRK VARMI BİDAT ONDAN SONRA GEL ELEŞTİR ZIRTOPOLİKLER…

  45. muhammed demiş

    slm…. sanırım bazılarımız dinin tastamam anladı ve yaşadı da ellerinde bir iman ölçer var kim kafir kim değil biliyorlar… bir adam bilmeyerek hele iyi niyetle islama hizmet maksadıyla yaptığı ictihaddan dolayı küfürle itham edilir mi. hem bu din biliyorsunuz ki fikirleri karıştırmaya kalksan içinden dünya kadar mesele çıkar kim herbirini tam anlamış daha da ötesi uygulamış…
    bizim görevimiz iman edip güzel işler yapmak değil mi.
    efendimiz ne zaman tekfire izin verdi.
    ehli sünnetin büyük alimleri ne zaman her önüne geleni tekfir etti.

    herkes kendine baksın allahtan mağfiret dilensin ki affedilebilelim. yoksa böyle iman bekçiliği yapmak milleti birbirine düşürmek hele hele hayatı islama hizmetten başka şey olmayan adamları böyle aşagılamak Allah katında makbul mü.

    demezler mi adama işinize bakın len diye

    daha ne diyeyim.
    “iyiliğin karşılığı iyilikten başka şey olabilir mi?”

  46. muhammed demiş

    ortamdan çıkıyorum ben sünnet ve cemmaat ehli olarak kalmak istiyorum büyük alimleri tekfir eden zatlar durumlarını ruh hallaerini ve de psikolojilerini içinde bulundukları ortamı ilimlerini ve de ahirete ne hazırladıklarına kontrol etsinler.işimiz zor alimlerinkide zordu. hata yapabilirler Allah onların iyi niyeti ve halis çalışmalarından dolayı yanlış ictihadına bile sevap veriyor. siz kendi halinize yanın . ben de…

    işimiz zor valla hadi herkese kolay gelsin. bi fikir öne sürerken sadece paçayı kurtarmayı değil Allahın rızasını aramak en güvenilir yoldur…. derim ben boş tartışmalarla tammmm 1000 yıl kaybettiniz daha nereye kadar arrrrrkadaşlar. ayıp ediyorsunuz birbirinizi tahrik ediyorsunuz..

    az önce youtube da amerika ve avrupadan müslüman olanları izliyordum…neden islamı seçtiklerini anlatıyorlardı.. herhalde şu tartışmalar muhatap olsalar anında geri dönüş yaparlar. müslümanların kalbine imanına zarar veriyorsunuz haberiniz yokkk….. veselem

  47. Bu yazı tamamen saçmalık.Necip fazıl böyle saçmalık yazacağına inanmıyor.Diyelimki yazdı.Necip fazıl Kısakürek,bazı şiirleri isabetli isede.Din ile olan bilgisi sıfırdır.Hayatını içki sefahetiyle geçirmiş,sonuna sadece kalemi müslüman olmuş bir şahsiyettir.ırkçılık oğruna yalanlar savurmaktadır.O ibni teymiyyenin Tırnağı bile olamaz.

  48. Afşin SELİM demiş

    Mehmet Selim Polat, terbiyeli olunuz.

  49. mehmet selim polat demiş

    Afşin SELİM,
    Terbiyeyii Afşin Selimdenmi öğrenecağım?.
    Hadi ordan insan bozuntusu,önce müslüman ol sonra uyduruk yazılar yaz.
    Neredeyse ırkçılık oğruna ağzı içki kokanları alim diye niteliyeceksin.
    Asaletinmi bozuk?.
    Şeyhul islam ibni teymiyyeye ,laf atan ya yahudi veya ermeni bozuntusu olabilir.
    Müslüman olamaz.

  50. mehmet selim polat demiş

    İbni Teymiyyeyi buradan öğrenebilirsiniz.
    http://sites.google.com/site/teymiye/

  51. neden? basıretsız ahmak ve dogruyu yanlıstan ayıramayacak kadar korermıssınız? demiş

    Assalamu alaykum kardesler ibnı teymıyye Allah ondan razı olsun rahmetını bereketlendırsın emın olun onun karsıtı tevhıdı anlamıyan ve tevhıde karsı olanlardan baska asılsız cahıllerden baskası deıldır murcıe kolları harıcı ve vahdetı vucutculardan(tasavvuf-felsefecılerden_bıd2at ehlı oneyazıkkı olanlardan) ıbaret baskaları deıldır kı bunlarlada bırseyler konusulucak kadar henuz kendılerını ve basıretlerını olusturacak kadar evrelerını tamamlamıslarda deıllerdır anlasılıyokı ıslamın alımlerınden teymıyyeye dıl uztmaktan berı kalmayacak kadar tevhıdden soyutlanmıslardır
    ki tevhide aykırı dusenlerın dusupte ellerınden tutacak kadarda kendımıze zulum etmeyız bu nedenle tevhıd konusunda tebliğden baska tartısacak yada bı münazarayada gırecek deılız Assalamu alaykum ve rahmatullahı ve barakatuh…

  52. İslamdan haberi olmayan zibidilerin yazmaları geçerli değildir.
    İbni Teymiyye,Büyük bir alimdir.Onu kabul etmiyebilirler.
    Onun üç cildini yayınlamaktayım.
    Birinci,yedinci ve üçüncü ciltlerini okuyunda karar verin.
    İnternet aleminde müslümanda yazar,münafıklarda yazar.Yazmakla gerçekler gizlenemez.
    Dini öğrenmek isteyen mutlaka İbni Teymiyeyi tanımalıdır.
    Alttaki Lingi tıklıyarak okuyabilirsiniz.Terbiyesizce yazan şerefsizlere itibar olunömaz.
    http://sites.google.com/site/teymiye/

  53. dirar demiş

    nerde allah’ın yolunda bir mücahid, hep karalamalar onun üstüne sahib…
    nerde dosdoğru halef, bütün benliğiyle duruyor selef…

  54. antivehhabi-selefi demiş

    yani şu vehhabi kırması selefilerin ahmaklıklarına aklı ön plana alırken akıldan yoksun hallerine şaşmamak elde değil…
    şimdi bunlar diyorlar ki: mezheplerde taklit vardır takit caiz değildir vs oysa bunu söylerken ibne teymiyyeyi taklit etiklerinin onun açmış olduğu yola girdiklerinin farkına varmıyorlar.sanki bunlar analarından müctehit olarak doğmuşlar. sapık ibne teymiye Mustafa şiioğlu hayrettin karamn gibilerinden imanınızı sakının bunlar iman hırsızlarıdır.

  55. elif TOPRAK demiş

    Peygamber efendimiz; Benim ümmetim yetmiş iki fırkaya ayrılacak ve sadece bir tanesi doğru yolda olacak demiştir Ve görüyorum ki şu tabloya baktığımda durum aynen böyle. Bu yazıyla ilgili tüm yorumları okudum ağzım açık kaldı bazılarını okurken, Allahım dedim müslümanlık ne hle gelmiş herkes birbirini karaıyor bunu yaparken de kendisinin iyi müslüman olduğunu savunuyor. Ben kendi adma; müslüman mıyım öyleysem müslüman olarak ölecek miyim diye çok düşünürüm.Necip Fazılı kibirlikle itham edenler kendilerinden çok emin bir uslüpla konuşarak asıl kibrin kendinde olduğunun ne kadar bilincindeler acaba?Biz birlik olmalıyız birbirimizi karalayarak hiçbir yere varamayız.Hristiyanlar ve yahudiler kadar olamıyoruz sanırım elbette ki onlara özenmiyorum ama onların birbirlerinene kadar güçlü bağlarla bağlandıklarını ve inandıkları şeyi tüm dünyaya yayma çabalarını aklı başında olan herkes rahatlıkla görebilir Ki onlar hakk olmayan bir davada birbirlerine kenetlenmiş durumdalar ve bu yolda hiç yorulmuyorlar.Biz müslümanlarsa her fırsatta birbirimizi yiyoruz şekil A da görüldüğü gibi.ANLAYANA SİVRİSİNEK SAZ ANLAMAYANA DAVUL ZURNA AZ…

  56. nadiselim demiş

    görüyorumki küfürün bini bir para sanki ölüp allah a hesap verilmeyecekmişcesine insaf allah tan korkün eğer i.teym. olmasaydı şimdi bu dini çoktan şintoizme çevirmiştiniz.evet onun kesinlikle hataları var ama imamı azam hz.lerinin de hataları var enbiya dışında bütün hazeratı kıramın hataları var.şimdi bunlar haşa tekfirmi edilecek böyle herze yenırmi aslında teymiyyeyi böyle tekfir edenler kendilerini put edip ümmetin önüne koyanlaronun görüşleri ümmetin kendilerine tapmasına engel oluyorben onun tenkit edilemeyeceğini söylemiyorum ama cvesur cahiller onu tekfir ederken ehli sünnetin enbüyük alimlerinin onun talebesi olduğunu blmeleri lazım.selam haddini bilenlere

  57. BERK demiş

    necıp fazıl kendıne baksın

  58. BERK demiş

    hayatına baksan tevhıd sırkten yoksun ne idii bellirsiz biri anlamadan arastırmadan yorum yapmıs agzı olan konusuyo onun tırnagı olamazzzzz allah hayırlı olum versın herkese selam hidayete tabı alanların uzerıne

  59. BERK demiş

    elıf dogru dedın kardesm muslumanlar bırlesmeden aralarındakı inat kıbıri haseti aşmadan birseye sahıp olamazlarama muslamanların basındada sıyonıstler ve emperyalizm var nasıl olacak allahyardım etsın ahır zamanı yasıyoz aklı olan kurana ve sunnete sarılsınkurtulus bunlarda

  60. nadiselim demiş

    islam kitab ile sabit bir dindir bu kitap kur “an dır ve bu dinin son resulü efendimi s.a..s dir ve bu islamda her şey kitaba ve sünnete göre yapılır.din içinde hiç hata olmayan ilahi emirlerdir.enbiya hariç hatası olmayan da yoktur.eğer biz kitab ve sünnet dışında faqlana filana göre amel edersek mutlaka şirke düşeriz zira sünnet bitatın tam tesi olup mumini şirkten korur bda allahın hem resulüne hemde müslümanlara bir lutfudur yani resulünün sünnetine ittiba ile bizden razi olmuş ehlisünnete göre resul olmayan en büyük müslüman hz. ebubekir di r.a. onun bile hata ettiği ve bu hatasından dönmesini emreden ayetler kuranda mevcuttur.biz hiç bir alimi hatta etti diye küçümseyemeyiz ve hele tekfir asla edemeyeceğimiz gibi onu tenkit edilemezde kabul etme şirkine de düşmemeliyiz ama bazıları bazılarını vacibüttaklit kabul ederek şirke düşüyorlar müslüman resulden başkasını vacibüttaklit edinirse imanı tehlikededir aliye veliye şeyhe alime uyanlara değil bunlardan sünneti iyi tahsil edip allahın kitabı ve resulünün sünnetine uyan bütün müslümanlara

  61. islam demiş

    islam kardesim artik bu tartismalara son verin islami en iyi sekilde yasamaya ve yaymya gayret edelim kuran sünnet icmaümmet ve kiyasi fukahadan ayrilmayalim temennim islamin bütün dünyaya gercek manada hakim olmasidir esselamu aleyküm

  62. İbni Teymiyye gibi bir müslüman,alim,kişiyi kınayan,Zır cahil olur.
    Veya islam düşmanlığı yapar,Ona sapık diyen sapıktır.müslüman olamaz,uyduruk kelimelele,Güneşin önünü kapatamazlar.
    Ben ibni Teymiyye Hazretlerinin üstüne alim tanımıyorum.
    Lütfen zırbalamayın kimse inanmaz.
    http://sites.google.com/site/teymiye/

  63. NosracH demiş

    İbn-i Abidin:

    “Câhilin, âlim hakkında şehâdeti geçersizdir.”

  64. [...] [...]

  65. nura demiş

    yahu tasavvufcular baya içi boş nedenmi şeyhleri onların beyinlerini boşaltıyor onlarsa alimle diğerlerini karıştırıyor mesela necip fazıl kumar oynamayı asla bırakmamıştı ciğarayıda allah rasulü şairlerden uzak olun der oysa şair di ilim dersen yoktu bir zamanlar türkiyesi siyasi şartları maduru idi türkiyedeki tasavvufculara gelince en uzun orta asya veya hindistan sonrası yok şeylerine sorabilir tasavvufcular kuran sünnet dışında ki her şeyleri yalan mesela cubbeli h.türkte anlattı ahmakca (adam bi şekilde mekkeye ulaşmış bi önceki yalancı demişki mekkede ters bi şey görürsen itiraz etme bi adam görmüş herkes tavaf ederken o sırtı kabeye dönük bu adam ne yapıyo içinden geçirmiş veee adam sana daha önceki yalancı demedimi ters bi şey görürsen itiraz etme veeee anlamış ooo diye bu sefer o yalancı senin aradığın burda değil sen hindistana git sonrası ve devamı yalanlar zinciri) allah rasuli ebu be
    kirle onlarca savaşa katıldı ve diğer büyük bir çok sahabi ile ne mümkün veda hutbesinde dahi tasavvufa ilişkin bir emmare yok tabiki islam tarihini bilmeyen kuranı tvsiri ile okumayan bunları anlaması zor neden EBU ĞARİPTE TECAVÜZLER OLURKEN FİLİSTİN YANARKEN IRAK ,AFĞANİSTAN VE DİĞER İSLAM VE MAZLUM BÜTÜN COĞRAFYALAR YANARKEN bizdeki yalancı tasavvufcuların en iyi dini biz taşıyoruz diyen yalancıların unuttuğu bi şey !!!! hilafet merkezi nerede idi başkaların osmanlıyı arkadan vurdunuz diyenler dönsün işğal edilmiş bütün islam topraklarının nasıl işğal edildiğini bu kadar teknoloji yokken nasıl iftiralaala islamları bir birlerine düşürdüklerini bir araştırsınlar TECAVÜZE UĞRAYANLARA BURADAN İSLAMİ TERÖR DİYE NİTELEYENLER BURADA KENDİ HALLERİNE BİR BAKSINLAR ????? tabiki

  66. ibrahım putkıran demiş

    necip fazıl kim .donme pezevenk.uc kurusluk aklıyla teymıyyeye guya bıseyler dıyor.esrarkes ibne

  67. arifHB demiş

    Allah ın selamı merhameti ve hidayeti hepimizin üstüne olsun…

    Allah’ tan korkun.İslamda tasavvuf var diyenler hiç mi kuran okumuyorlar? hiç mi Resulün ve ashabın hayatına bakmıyorlar? islamın neresindedir tasavvuf? Vardı da Allah mı gizledi haşa? Vardı da resul mü sakladı bizden? Hz peygamber ve ashabın hayatında olmayan ve sonradan bu da islamdandır denilen herşey bidat tır ve bu bidatı işleyenler büyük bir zulüm etmiştir. İslamda tasavvuf vardır demek Allah’a Kuran a ve REsulüne atılmış çok büyük bir iftira ve zulümdür. Allah hidayet nasip etsin…

  68. Tevhid ve Tefika demiş

    bir zat diyor ki : bir kuruluş cemaat yada vakfiyede yoğun bir cemaat huzur ve refah hali varsa orda islama tesr düşen görüşler mutlak vardır..ey sufiler tarkat ehliler islam düşmanı demokrasi düzeni nasıl olurda bunca düşmanlığa karşı sizlere yardım ve refah verebilir..ikinci meseleye gelince bir insanı zındık etmek için başkasına saldırmayın..ibni teymiyye Rahimullahu veliyullah alim önderimizdir..akaidde asla tevhide ters düşmemiştir..bazı sözleri ağırdır..lakin bu küfrünü değil mertebesini gösterir..hallacu mansur günümüzde olsa ve yine ben Allahım dese biz o dönemlerdeki alimler gibi tekfir ederdik..halbuki islamda sekre durumunda olan muaf değildir..yani tevhidi en ince detaylarıyla bilmeyen vahdet ve tefrika arasında boğuşan zındıklar sussun..necip fazıl rahimullah a gelince bir prof. bir vaaz da fazıla diyor ki : senin geçmişin içler acısı nasıl olurda bide kelamdan Allahtan bahsedersin..necip ra diyor ki..geçmişimi çöpe attım..ancak köpekler karıştırır..yani ewet içki içmiş olması vs farketmez..geçmişinde yaptığı kusurlardan dolayı zahiren zındık denemez..ve bu fazılın sözlerinin(demiş bile olsa) geçmişine ait olduğunuda ihtimal vermek lazımdır..necip fazıl ve teymiyyede ki hale kibir ve gurur demekte yanlıştır..eğer ! kibirli olsalardı şayet ibni teymiyye gibi ekberul alim..döneminde kafir hurafe ehli bidatçilere karşı nasıl korkmadan savaştıysa..
    sizin tabir yani iftira ettiğiniz “Allahı cisim sıfatına sokma meselesi”nide kaleme alır ve korkmazdı..ama şeyleriyle rabıtaya girip rock müzikleriyle ricky martin tonunda danslarla ibadet edenler elbette sevmezler şeyhulekberi..

  69. Tevhid ve Tefika demiş

    teymiyyenin icma kıyastaki görüşlerinin değişik olmasında sorun yoktur..hata yapmış olabilir ama bunu anlamak imkansızdır..çünkü içtihade erişen görüşler kurana sünnete aykırı olamayacağı halde eksik ve yanlış isabet olabilir..ve doğruluğunu kanıtlamak için içtihadlar karşılaştırılamaz..çünkü içtihadın sahihliği kesin olmadan başka içdihadın sabitliğinden emin olunmaz..ki hiç bi ihtihaça eminlik verilmez..fıkıhta değişik görüşler(4 mesheb gibi) görüşleri paylaşan alimler kafir değil bir kolaylık abidesidir..
    ama eğer NFK demişse teymiyeye elbette hata etmiştir..eğer kafir demiş ve o hal üzerine ölmüş ise necip kendisi kafir olmuştur..

  70. sıratel mustakim demiş

    Rasullah r.s.a ve sellem şöyle buyuruyor.
    Kim müslüman bir kadeşine ey kafir derse bu söz onlardan birine rücu eder.Müslim (60/111)

    Ben necip fazıl Kısakürek’in “- İbn-i Teymiyeye, dini içinden zedeleyen kâfir…” diye başkasının sözünü burdaki görüşleri arasına alıp koymasını açıkçası yadırgadım. Ya kafir değilse.Karşıdaki kişi kafir olmazmı.

    İbni teymiye eleştirmek isteyen körü körüne kötülemekten öte önce kitaplarını,bıraktığı eserlerini okumak ve yapılacak olan eleştirilerinde (kur’an’dan ve sünnetten)deliller getirilmesi suretiyle yapılması kanaatindeyim.

  71. Kumuk demiş

    Birbirimize girmeye, ayrılık tohumları ekmeye hazır ve nazırız.Halbuki sen Kur’anı korumakla bile değil onun adını yüceltmek için yaşamalısın.Teymiyye veya N.Fazıl kavgası çıkarıp taraflar oluşturmak Kar’ana uygun bir davranış mı ?
    …Allah benim indiğim gibi minberden inecek, hitabı ile Allah’a insan sureti şeklinde olduğunu söylemek szice doğrumu? Veya bu sözü söyledi mi?
    Aslında yukarıda yorumda bulunan alim kardeşlerimiz iddiaları ortaya koysalardı, N.Fazıl mı yoksa, teymiyye doğru görecektik.Ama biz yine kavgaı yeğledik.,
    Çünkü Yüce Peygamberden bu yana bu hep böyle oldu.Çünkü insanlar Teymiyye veya N.Fazıl’ı Kur’an ın önüne aldılar.Kişilere tapınma başlayınca Kur’an daki İlah unutuluyor. Bırakın isimleri, Allah dönün.
    Hesap günü, hesabınız kolay olsun..

  72. Kumuk demiş

    Evet tekrar yapılan yorumları okudum.
    Allah affetsin, Kur’anı bu kadar cevval bir şekilde savunmayacak arkadaşlar, Teymiyye veya N.Fazıl için birbirlerine küfrediyorlar.

  73. ali demiş

    Allahın selamı müslümanların üzerine olsun. arkadaşlar ibn teymiyye önemli bir alimdir. Allah ın dini uğruna kaç sene zından hayatı yaşamıştır. onun hakkında konuşurken dikkat edelim.

  74. Muhammed ikbal demiş

    Arkadaslar hepinize selam olsun.Ibn i teymiyye büyük bir mücahid ve büyük bir alimdir…N.F.kisakürekte büyük bir sairdir…dolayisiyla bu tartismalar b noktadan bakiyorum ve bu degerli insani sevap ve günahlariyla kabul edelim diyorum…her ikiside bizim degerlerimizdir.

  75. ahmet ali demiş

    necip fazıl şiir yazmaya benzetiyorsun Kuranı anlamayı . ibni teymiyye büyük bir alimdir ve tehvidin savunucusudur.İnsanları anlayamıyorum sen necip efendi kimsinde kaçtane hadis var ezberinde kaçtane tesfirin var da konuşuyorsun onun ardından.İlim öğrenmek zoruna gidiyordu galiba o yüzden tarikleri seçip feyz umarak kısa yoldan huzura kavuştun kendi aklınca . Daha zeki daha irdeleyici olmalıydın necip. Teymiyenin düşünceleri tevhiddirr ve bu imanın direğidir.Sen bir taraftan Allaha inanacaksın diğer taraftanda arana aracılar koyacaksın oldumu ? ne farkın kaldı Allahı bilipte arasına aracı koyan putculardan ne farkın kaldıı? tevhid nerde kaldı önce bunları anlamalı ve amalı tarafsız davranmalı akıl ile irdelemeli tarikçilerin tümü selametle

  76. Teymiyye Müdafası demiş

    Tefsir Alanında

    İbn Abdilhadi, Zehebi’den naklen şöyle der:

    “Tefsir alanında tam bir otorite idi. Bir meseleye anında Kur’an dan delil getirmede, müthiş bir yeteneğe sahipti. İnsanlar onun bu yeteneğine hayran idiler. Müfessirlerin bazı ayetlerin tefsirinde yaptıkları hataları düzeltir, Kur’an ve sünnetin delaletine uygun açıklamalar getirirdi.” (el-Ukud ed-Dürriye sn: 20)

    Hafız el- Bezzar’da şöyle dedi:

    “….Bir mecliste Kur’an’dan bir ayet geçtiği zaman Şeyhul İslam o ayetin tefsirine başlar ve meclis o şekilde kapanırdı. Birkaç ayetin tefsiri çoğunlukla saatler alırdı. Tefsirini bir yerden okumaksızın yapardı.” el-A’lam sh, 20-21.)

    Ve yine İbn Abdilhadi, İlmuddin el Berzali’den naklen şöyle diyor:

    “Tefsire başladığı zaman, ezberinin çokluğundan, anlatışının güzelliğinden, uygun tercih, tazyif ve ibtalleri yapmasından dolayı insanlar onu büyük bir hayranlıkla dinlerlerdi.” (el-Ukud ed-Dürriye s: 4 10-11; Tabakatul Hanabile 2/391)

    Hadis Alanında

    Hafız Bezzar bu konuda şöyle diyor:

    “Nakillerin sahih ve sakimini bilme konusunda o, zirvesine ulaşılmaz bir dağ idi. O’na cerh, ve tadilini bilmediği söz yok gibiydi.” (el-A’lam: sh.30)

    İbn Abdulhadi de Zehebi’den naklen şöyle dedi:

    “Rical, cerh ve tadilleri, tabakaları gibi hadis ilminin tüm konularında tam bir otorite idi. O çağda, bu konuda onun rütbesinde başka bir alim daha yoktu. Ezber ve ezberini anında hatırlama ve bundan delil çıkarma bakımından olağanüstü bir zekaya sahipti.

    Şöyle denilse doğrudur: İbni Teymiyye’nin bilmediği hadis, hadis değildir” (El-Ukud ed-Dürriye sh: 20.)

    İbn Receb’de şöyle dedi:

    “Hadis ilmi konusunda müthiş bir bilgiye sahipti. Sahih, sünen ve müsnet metinlerinin ezberi konusunda ise, ona denk olacak kimse yoktu.” (El-Zeyl: 2/391.)

    Fıkıh Alanında

    İbn Abdulhadi, Zehebi’den naklen şöyle der:

    “Dört mezhebin yanı sıra, Sahabe ve Tabiinin mezhebleri ve fıkıhları konusunda büyük bir bilgiye sahipti.” (El-Ukud: 18.)

    İbn Receb, Zeheb’den naklen şöyle dedi:

    “… Fıkıh’da mezheplerin ihtilafları, sahabe ve taiinin fetvaları tam bir bilgi sahibiydi. Öyleki fetvalarını belli bir mezhebe göre değil, delil elde edebildiği ölçüye göre verirdi.” (El-Zeyl: 2/389.)

    İbn Kesir’de şöyle dedi:

    “Tefsir ve fıkıh’da imam idi. Öyleki, mezhepleri mensuplarından daha iyi biliyordu. Usul ve fürü’da alim idi.” (El-Bidaye ve’n Nihaye: 14/142.)

    İbn Hacer, Zehebi’den naklen şöyle dedi:

    “Sorulan meselelere Kur’an’dan delil getirmede ondan daha mahiri yoktu.” (Ed-Dürerü’l Kamine: 1/160.)

    Akide Meselesinde

    Alimler İbn Teymiye’nin bu alandaki çalışmalarından övgü ile bahsetmişlerdir.

    İbn Abdulhadi, Zehebi’den naklen şöyle der:

    “Değişik dinler, mezhepler, usul ve kelam konusunda ondan daha bilgilisini bilmiyorum.” (El-Ukud: 18-19.)

    Hafız Bezzar’da şöyle dedi:

    “Allah ona öyle bir ilim ve istikamet vermişti ki, yazdığı kitaplar ile, bidat ve heva ehlinin uydurdukları tüm bidat ve hurafeleri geçersiz kılıp, sapıklıklarını ve şeriatı Muhammediyye’ye aykırı tutumlarını ayan ve beyan ortaya çıkarmıştır.

    “Allah’ın o’na verdiği rahmani basireti, nakli deliler ve akli açıklamalarını eserlerine yansıtarak yalan ile doğrunun birbirinden ayrılması sağlamıştır.” (El-A’lam: 31-32.)

    İbn Receb de yine Zehebi’den naklen şöyle der:

    “Akli ilmini inceledi ve kelamcılara reddiye yazarak sözlerini çürüttü. Hatalarını tespit edip, insanları onlardan kaçındırdı. En açık ve yüksek delillerle sünnete yardım etti. Bu yolda çeşitli eziyetler görmesine rağmen, hak yoldan dönmedi. Takva ehlinin muhabbet ve duasına nail oldu ve Allah onunla birçok delalet ehlini hidayete erdirdi.” (El-Zeyl: 2/389-390)

    Alimlerin, O’nun Muhtelif İlimlerdeki Üstün Bilgisine Tanıklık Eden Bazı Sözleri

    İbn Abdilhadi, Berzali’den naklen şöyle dedi:

    “Fazileti, adaleti ve dindarlığı konusunda herkesin müttefik olduğu imam Takiyyuddin, Ebul Abbas, Kur’an, arapça, usul, tefsir ve hadis konusunda zamanının bir tanesidir. Müctehidlerde olması gereken tüm vasıflara sahip idi ve ictihad derecesine ulaştı. Derslerini dinleyenler, ilminin genişliği, zekasının kuvveti ve anlatışının güzelliğine hayran idiler. (El-Ukud ed-Dürriye sh: 10-11; Şehadetül Zekiyye sh: 48; El- Kevakibu’d Dürriye, sh: 59)

    Zehebi, Ebul Abbas el-Dimyati’ye cevap veren Ebul Feth el-Yamiri’den şöyle nakletti:

    “O, tüm ilimlerden nasip almıştır. Sünnet ve eserleri ezber biliyordu. Tefsir, hadis ve fıkıh’da imam idi. Tüm din ve mezheplerle ilgili geniş bir ilime sahipti. Tüm ilimlerde uzman idi. Yeryüzünde ondan daha alim birisin görmedim.” (El-Mucemul muhtas bil muhaddisİn (Zehebi): 54, 25, 26.)

    Şeyhul İslam’ın ilmi konumu hakkında alimlerin övgü dolu bir çok sözleri vardır. Muhtelif ilimlerde yazdığı kitaplar onun ilmi konumunun en açık kanıtıdırlar.

    Zehebi’de şöyle dedi:

    “İlim okyanusu, zeka, zühd, cesaret, kerem sahibi bir zat idi. Muvafıklarının olduğu gibi muhaliflerinin de övgüsünü kazanmıştır. Yüz ciltten fazla eser yazmıştır.” (Tezkiretu’l Huffaz: 4/1496.)

    1 – “Uyûnu’l-Eser fi’l-Meğâzîl ve’ş-Şemaili ve’s-Siyer” adlı eserin müellifi olan İbn Seyyidi’n-Nas (v. 734 h.) hakkında şunları söylemektedir:

    “Ben onu bütün ilimlerde pay sahibi gördüm. Nerdeyse sünnete dair bütün rivayetleri ezberlemişti. Tefsire dair söz söyledi mi bu işin sancağını yüklenmiş olduğu görülürdü. Fıkha dair fetva verdi mi en ileri noktaya ulaşmış olduğu, hadise dair konuştu mu hadis ilim ve rivayetinde oldukça ehil olduğu, mezheb ve fırkalar hakkında konuştu mu bu hususta ondan daha etraflı bilgi sahibi kimsenin görülemediği, onun ilerisinde bu hususların kimse tarafından idrâk edilemediği anlaşılırdı. Kısacası bütün ilim dallarında akranlarından ileri idi. Onu gören hiçbir göz onun benzerini görmemiştir. Hatta kendisi bile kendisi gibisini görmüş değildir.”

    2 – “Siyer-u A’lami’n-Nubelâ”nın müellifi Şemsu’d-Din ez-Zehebî (v. 748) dedi ki:

    “Benim gibi bir kimsenin onun niteliklerine dair söz söylemesinden çok daha büyüktür. Eğer Kâbe’de Hacer-i Esved’in bulunduğu rükün ile Makam-ı İbrahim arasında bana yemin ettirilecek olsa, hiç şüphesiz benim gözüm onun gibisini görmemiştir, diye yemin ederim. Allah’a yemin ederim bizzat kendisi bile ilim bakımından kendi benzerini görmüş değildir.”

    Bir başka yerde de şunları söylemektedir:

    “Henüz buluğa ermeden Kur’an ve fıkıhı okudu, tartıştı, delilleriyle, görüşlerini ortaya koydu. Yirmi yaşlarında iken ilim ve tefsirde oldukça ileri dereceye ulaştı, fetva verdi ve ders okuttu. Pek çok eserler yazdı, daha hocaları hayatta iken büyük ilim adamları arasında sayılır oldu. Develere yük teşkil edecek kadar pek büyük eserler yazdı. Bu sırada onun yazdığı eserler belki dörtbin defter, belki de daha fazla tutar. Cuma günlerinde seneler boyunca herhangi bir kitaba başvurmaya gerek görmeksizin yüce Allah’ın kitabını tefsir etti. Fışkıran bir zeka idi, pekçok hadis dinlemiştir. Kendilerinden ilim bellediği hocalarının sayısı ikiyüzü aşkındır. Tefsire dair bilgisi en ileri noktadadır. Hadis, hadis ravileri (Ricâli), hadisin sahih olup olmamasına dair bilgisine hiçbir kimse ulaşamaz. Fıkhı, nakli -dört mezheb imamının da ötesinde- ashab ve tabîin’in görüşleri eşsizdi. Mezheb ve fırkalara dair, usul ve kelâma dair bilgisine gelince, bu hususta onun seviyesinde bir kimse bilmiyorum. Dile dair geniş bir bilgisi vardı, Arapçası oldukça güçlü idi. Tarih ve siyere dair bilgisi şaşırtıcı idi. Kahramanlık, cihad ve atılganlığı ise nitelendirilemeyecek kadar, anlatılamayacak kadar ileri idi. Örnek gösterilecek derecede çok cömert idi. Yemekte ve içmekte az ile yetinir, zühd ve kanaat sahibi bir kimse idi.”

    3 – “Tabakatu’ş Şafîiyye el-Kübrâ” adlı eserin müellifi Tacu’d-Din’in babası Takıyu’d-Din es-Subkî -Allah’ın rahmeti üzerine olsun- şunları söylemektedir:

    “Aklî ve şer’î ilimlerdeki geniş bilgisi, üstün kadri ve kaynayıp coşan denizi andıran hali ile ileri zekası, içtihadı ile bütün bu alanlarda anlatılamayacak ileri dereceye ulaşmıştı…” dedikten sonra şunları söylemektedir:

    “Bana göre o bütün bunlardan daha büyük, daha üstündür. Bununla birlikte yüce Allah ona zühd, vera, dindarlık, hakka yardımcı olmak, hakkı yerine getirmek gibi özellikleri vermişti; bütün bunları da yalnızca Allah için yapardı. Bu hususta selef-i salihin izlediği yolu izlerdi. Bu konuda çok büyük bir pay sahibi idi. Bu dönemde hatta uzun dönemlerden beri onun benzeri görülmüş değildir.”

    4 – Muhammed b. Abdi’l-Berr eş-Şafîi es-Sübkî (v. 777)’de şunları söylemektedir:

    “İbni Teymiyye’ye cahil bir kimse ile yanlış kanaat ve görüşlere sahib bir kimseden başkası buğzetmez. Cahil bir kimse ne söylediğini bilmez, yanlış kanaat sahibi kimseyi ise sahib olduğu yanlış kanaat onu bilip tanıdıktan sonra hakkı söylemekten alıkoyar.”

    5 – Hasımlarından birisi olan Kemalu’d-Din b. ez-Zemelkanî eş-Şafîi (v. 727) Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye hakkında şunları söylemektedir:

    “Herhangi bir ilim dalına dair kendisine soru sorulacak olursa, onu gören ve onu dinleyen bir kimse, onun bu ilim dalından başka bir şey bilmediğini zanneder ve bu seviyede kimsenin o ilmi bilmediğine hükmederdi. Diğer mezheblere mensub fukaha onunla birlikte oturduklarında kendi mezhebleri ile ilgili olarak daha önceden bilmedikleri şeyleri ondan öğrenirlerdi. Herhangi bir kimse ile tartışıp da hasmı tarafından susturulduğu bilinmemektedir. İster şer’î ilimler olsun, ister başkaları olsun herhangi bir ilim hakkında söz söyledi mi mutlaka o ilim dalının uzmanlarından ve o ilmi bilmekle tanınanlardan üstün olduğu ortaya çıkardı. Beşyüz yıldan bu yana ondan daha ileri derecede hadis hıfzetmiş kimse görülmüş değildir.”

    6 – Mâlikî ve (sonraları) Şafîi mezhebine mensub İbn Dakîk el-Iyd (v. 702 h.) onun hakkında şöyle demektedir:

    “İbn Teymiyye ile biraraya geldiğimde bütün ilimlerin onun gözü önünde bulunduğunu, bu ilimlerden istediğini alıp, istediğini bırakan bir kişi olduğunu gördüm.”

    7 – Aslen İşbilyeli, Dımaşk’lı (v. 738 h.) el-Birzâlî Ebu Muhammed el-Kasım b. Muhammed, İbn Teymiyye hakkında şunları söylemektedir:

    “Hiçbir hususta arkasından yetişilemeyecek bir imamdı. İçtihad mertebesine ulaşmış ve müçtehidlerin şartları kendisinde toplanmıştı. Tefsirden söz etti mi aşırı derecedeki ezberleri dolayısıyla, güzel sunması ile herbir görüşe tercih zayıflık ve çürütmek gibi layık olduğu hükmü vermesiyle ve herbir ilme dalabildiğine dalması ile insanları hayrete düşürürdü. Huzurunda bulunanlar onun bu haline şaşırırlardı. Bununla birlikte o zühd, ibadet, yüce Allah’a yönelmek, dünya esbabından uzak kalıp, insanları yüce Allah’a davet etmeye de kendisini büsbütün vermiş bir kimse idi.”

    8 – Şafîi mezhebine mensub Dımaşk’lı ve Tehzibu’l-Kemâl adlı eserin sahibi Ebu Haccac el-Mizzî de (v. 742 h.) Şeyhu’l-İslam İbn Teymiyye hakkında şunları söylemektedir:

    “Onun benzerini görmedim, kendisi de kendi benzerini görmüş değildir. Allah’ın kitabı ve Rasûlünün sünneti hakkında ondan daha bilgilisini, her ikisine ondan daha çok tabi olanı görmüş değilim.”

    Bir seferinde de şöyle demiştir:

    “Dörtyüz yıldan bu yana onun benzeri görülmemiştir

    9 – Fethu’l-Barî adlı eserin müellifi İbn Hacer el-Askalânî (v. 852 h.) onun hakkında şunları söylemektedir:

    “En hayret edilecek hususlardan birisi de şudur: Bu adam Rafızî, Hulûlcüler, İttihatçılar gibi bid’at ehline karşı bütün insanlar arasında en ileri derecede duran bir kimse idi. Bu husustaki eserleri pekçok ve ünlüdür. Onlara dair verdiği fetvaların sınırı yoktur.”

    Yine onun hakkında şunları söylemektedir:

    “Şeyhu’l-İslam Takıyu’d-Din’in, kanaatlerini kabul edenin de, etmeyenin de çokça istifade ettiği ve herbir yana dağılmış eserlerin müellifi ünlü öğrencisi Şemsuddin İbn Kayyim el-Cevziyye dışında eğer, hiçbir eseri bulunmasaydı dahi, bu bile İbn Teymiyye’nin ne kadar yüksek bir konuma sahib olduğunu en ileri derecede ortaya koyardı. Durum böyle iken bir de gerek akli, gerek nakli ilimlerde Hanbeli mezhebine mensup ilim adamları şöyle dursun, çağdaşı olan Şafîi ve diğer mezheblere mensup en ilerideki önder ilim adamları akli ve nakli ilimlerde oldukça ileri ve benzersiz olduğuna da tanıklık etmişlerdir.”

    10 – “Umdetu’l-Karî Şerhu Sahihi’l-Buharî” adlı eserin müellifi Halefî Bedru’d-Din el-Aynî (v. 855 h.) Şeyhu’l-İslam hakkında şunları söylemektedir:

    “O, faziletli, maharetli, takvâlı, tertemiz, vera’ sahibi, hadis ve tefsir ilimlerinin süvarisi, fıkıh ve hadis usulü ve fıkıh usulü ilimlerinde gerek anlatımı ve gerek yazımı itibariyle ileri derecede idi. Bid’atçilere karşı çekilmiş yalın kılıçtı. Dinin emirlerini uygulayan büyük ilim adamı, marufu çokça emreden, münkerden çokça alıkoyandı. Son derece gayretli, kahraman ve korku ve dehşete düşüren yerlerde atılgan, çokça zikreden, oruç tutan, namaz kılan, ibadet eden bir kimse idi. Geçiminde kanaatkarlığı seçmiş, fazlasını istemeyen bir kimse idi. Oldukça güzel ve üstün şekilde sözlerine bağlı kalır, çok güzel ve değerli işleriyle vaktini değerlendirirdi. Bununla birlikte aşağılık dünyalıktan da uzak kalırdı. Meşhur, kabul görmüş ve tenkid edilebilecek bir kusuru bulunmayan, nihaî sözü kestirip atan fetvaları vardır.”

    Onun şan ve şerefine dil uzatan kimselere karşı savunarak ve bu gibi kimseleri yeren bir üslubla da şunları söylemektedir:

    “Ona dil uzatan kimse ancak gülleri koklamakla birlikte hemen ölen pislik böceği gibidir. Gözünün zayıflığı dolayısıyla ışık parıltısından rahatsız olan yarasaya benzer. Ona dil uzatanların tenkid edebilme özellikleri de yoktur, ışık saçıcı, dikkate değer düşünceleri de yoktur. Bunlar önemsiz şahsiyetlerdir. Bunlar arasından onu tekfir edenlerin ise ilim adamı olarak kimlikleri belirsizdir, adları, sanları yoktur.

    En yaygın bilinen hususlardan birisi de şeyh, imam, büyük ilim adamı Takıyu’d-Din İbn Teymiyye’nin en faziletli ve üstün şahsiyetlerden, eşsiz ve pek kapsamlı belge ve delillerden birisi olduğudur. Onun sahib olduğu edep ve terbiye, ruhları besleyen bir ziyafeti andırırdı. Onun seçkin sözleri adeta duyguları harekete getiren hoş bir içkiyi andırırdı. Oldukça ileri derecede düşünürlerin olgun meyveleri gibi idi. Onun bu alandaki tabiatı çiğlikten ve çirkinlikten son derece uzaktı. Üzerleri örtülü pekçok hususun örtüsünü açan kişi idi ve böylelikle kapalılıkları gideren zındıkların, inkârcıların dine dil uzatmalarına karşı dinin savunucusu, peygamberlerin efendisinden gelen rivayetleri ilmi tenkide tabi tutan ashab ve tabîinden gelen rivayetleri de tenkid süzgeçinden geçiren bir şahsiyet idi.”

    11- Hâfız Zehebî’nin (öl.748 h.) Tezkiretü’l-Huffâz adlı eserinde şöyle demektedir :

    “İbn Teymiyye; Şeyh, imam, büyük âlim, hâfız, tenkidçi, fakîh, müctehid, usta müfessir, Şeyhu’l-İslâm, zâhidlerin efendisi, çağının tek ve eşine nadir rastlanan âlimi, Takıyyuddîn Ebu’l-Abbâs Ahmed İbn el-Müftî Şihâbuddîn Abdulhalîm İbn el-İmâm el-Müctehid Şeyhu’l-İslâm Mecduddîn Abdüsselâm b. Abdullah b. Ebi’l-Kâsım el-Harrânî.

    Şeyhu’l-İslâm derin ilme sâhip âlimlerden, sayılı zeki kimselerden, eşsiz zâhidlerden, büyük yiğitlerden ve kerem sahibi cömertlerdendi. Onu, ondan taraf olan da Ona muhalif olan da övdü. İlim yolcuları 300 cilt kadar olan eserleriyle yollarını buldular.

    İbn Nâsıru’d-Din ed-Dımeşkî /”er-Râddu’l-Vâfir”/

  77. CENGİZ demiş

    selamunaleykum.Allah hamd olsun.şüphesiz hamd Allahındır.boyle bır mubarek ınsana bu kdar iğrenc seyler yazmıssınız.sadce üzülüorum.gıttıgınız alımlerın once bır akıdesıne bakın.akıde ıle ılgılı konularda suhpesız kı en onmelılerı dogrudan ımanın arlıgı ve yoklugu ıleılgılı olan tevhid,şirk v kufur meseleleridir.ıns.allah sızıde bu yolla tanıstırır ve tevhidi anlarsıınız.sonrada ıbnı teymıyeyı ogrenır ve anlarsınız.ama uzulmeyın arkadaslar bole hakaretler edıldıgıne..hadide dıyorkı:”İslam grib olarak bsladı.başlaıgı hale geri dönecektr.o halde mujdeler olsun garıplere.”(müslim,kitabu’l iman)ve bır
    Tırmizi rivayetnde:”Gariblere mujdeler olsun!Onlarbenden sonra sünnetimde insanların bozdukları seyleri üzeltendir..(tırmizi,iman)

  78. huseyince demiş

    Selamün aleyküm…
    Ben bu hususlarda ortak paydaları esas alıyorum ve hakkında şaibe olan ( Dedikodu değil ) kişileri dışarı alıyorum.Kalan ulemaya itibar ediyorum.

    Mesela sahabe+tabiin+tebeuttabiin gibi isimler ve daha sonra gelen ulema bunlarla ihtilaf etmemiş ise muteberdir diyorum.

    İmamı azam R.A. hiç bir geçmiş ulema ile sıkıntısı olmamış.İmamı rabbani R.A.Abdülkadir geylani R.A….Allah cümlesinden razı olsun.Değerleri şimdi dahada aşikar oldu.

    Yeni akım, yenilikçi denilen kişilerin söyledikleri mayın tarlası gibi.HAngi birini tezileyecenki.?

  79. ensar demiş

    18- Allah’ı bırakıyorlar da, kendilerine ne fayda, ne de zarar verebilecek olan şeylere tapıyorlar ve “Bunlar bizim Allah katında şefaatçilerimizdir.” diyorlar. De ki, “Siz Allah’a göklerde ve yerde O’nun bilmediği bir şeyi mi haber veriyorsunuz?” Allah onların ortak koştukları şeylerin hepsinden münezzehtir YUNUS

    49- De ki, “Ben, Allah’ın dilediğinin dışında kendi kendime ne bir zarar ne bir fayda verebilirim”. Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince artık ne bir an geri, ne bir an ileri gidebilirler. YUNUS

  80. ensar demiş

    EY INSANLAR CAHIL OLMAYIN ALLAH:IN RED EDTIKLERINI RED EDIN KENDINIZE ZULÜM ETMEYIN IDDASINDA ISRARCI CAHILLER BIZE BIR DELIL GETIRE BILIRLERMI?
    KABIRDEN YARDIM ISTENEBILR DIYE!

    13- O, geceyi gündüze sokuyor, gündüzü de geceye sokuyor. Güneşi ve ayı emrine âmâde kılmıştır. Her biri mukadder bir gayeye akıp gidiyor. İşte bu gördüklerinizi yapan Allah sizin Rabbinizdir. Mülk (hükümranlık) O’nundur. O’ndan başka taptıklarınız ise, bir çekirdek zarını bile idare edemezler.

    14- Kendilerine dua ederseniz duanızı işitmezler. İşitseler bile size cevabını veremezler. Kıyamet günü de kendilerini Allah’a ortak koştuğunuzu inkâr ederler. Sana her şeyden haberdar olan (Allah) gibi bir haber veren olmaz.

    FATIR SÜRESI

  81. jundullah demiş

    ensar karedes dogru diyor ibni teymiye kabir ehlini müsriklerin yaptigi gibi yapmayin demistir aksiniispat eden varsa kuran ve hadisten örnek versin Allaha emanet olun. s.a.

Yorum Yapın

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <pre> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>